← İngilizceyi Birlikte Öğrenelim
###
76.1 We Biz need ihtiyacımız var more daha time zaman to için finish bitirmek this bu project proje
76.2 The O children çocuklar want istiyorlar more daha ice cream dondurma after sonra dinner akşam yemeği
76.3 Please Lütfen give ver me bana more daha information bilgi about hakkında the o topic konu
76.4 Today Bugün is -dır more daha exciting heyecan verici than -den yesterday dün
76.5 There Orada are var no hiç more daha seats koltuk available mevcut for için the o concert konser
76.6 She O (kadın) reads okur more daha books kitaplar than -den I ben do yaparım
76.7 Would -mı you sen like ister more daha coffee kahve with ile your senin breakfast kahvaltı?
76.8 The O doctor doktor said dedi I ben need ihtiyacım var more daha exercise egzersiz and ve less daha az stress stres
76.9 We Biz should -meli learn öğrenmek more daha about hakkında different farklı cultures kültürler
76.10 This Bu store mağaza offers sunar more daha variety çeşitlilik than -den the o other diğer one bir
76.11 I Ben can't yapamam eat yemek any hiç more daha food yemek right şu now an
76.12 The O new yeni smartphone akıllı telefon costs maliyeti more daha than -den I ben expected beklediğim
76.13 We Biz need ihtiyacımız var more daha people insanlar to için help yardım etmek with ile the o organization organizasyon
76.14 Is -mı there var anything herhangi bir şey more daha you sen would -ecek like istemek to için add eklemek to için the o discussion tartışma?
76.15 The O cake pasta tastes tadı even bile more daha delicious lezzetli with ile fresh taze strawberries çilekler
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
76.1 We need more time to finish this project. Bu projeyi bitirmek için daha fazla zamana ihtiyacımız var.
76.2 The children want more ice cream after dinner. Çocuklar akşam yemeğinden sonra daha fazla dondurma istiyorlar.
76.3 Please give me more information about the topic. Lütfen bana konu hakkında daha fazla bilgi verin.
76.4 Today is more exciting than yesterday. Bugün dünden daha heyecan verici.
76.5 There are no more seats available for the concert. Konser için artık boş koltuk yok.
76.6 She reads more books than I do. O benden daha çok kitap okur.
76.7 Would you like more coffee with your breakfast? Kahvaltınızla birlikte biraz daha kahve ister misiniz?
76.8 The doctor said I need more exercise and less stress. Doktor daha fazla egzersiz ve daha az strese ihtiyacım olduğunu söyledi.
76.9 We should learn more about different cultures. Farklı kültürler hakkında daha fazla şey öğrenmeliyiz.
76.10 This store offers more variety than the other one. Bu mağaza diğerinden daha fazla çeşitlilik sunuyor.
76.11 I can't eat any more food right now. Şu anda daha fazla yemek yiyemem.
76.12 The new smartphone costs more than I expected. Yeni akıllı telefon beklediğimden daha pahalı.
76.13 We need more people to help with the organization. Organizasyona yardım etmek için daha fazla insana ihtiyacımız var.
76.14 Is there anything more you would like to add to the discussion? Tartışmaya eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?
76.15 The cake tastes even more delicious with fresh strawberries. Pasta taze çileklerle birlikte çok daha lezzetli.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
76.1 We need more time to finish this project.
76.2 The children want more ice cream after dinner.
76.3 Please give me more information about the topic.
76.4 Today is more exciting than yesterday.
76.5 There are no more seats available for the concert.
76.6 She reads more books than I do.
76.7 Would you like more coffee with your breakfast?
76.8 The doctor said I need more exercise and less stress.
76.9 We should learn more about different cultures.
76.10 This store offers more variety than the other one.
76.11 I can't eat any more food right now.
76.12 The new smartphone costs more than I expected.
76.13 We need more people to help with the organization.
76.14 Is there anything more you would like to add to the discussion?
76.15 The cake tastes even more delicious with fresh strawberries.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
Türkçe konuşanlar için "more" kelimesinin kullanımıyla ilgili önemli noktalar: -
"More" kelimesinin temel kullanımları: -
Miktar belirteci (Sıfat ve Zarflarla): İngilizcede "more" kelimesi, Türkçe'deki "daha fazla" anlamına gelir -
Karşılaştırma yaparken: "more ... than" yapısı Türkçe'deki "-den daha" yapısına benzer -
"More" ile yapılan karşılaştırmalar: -
Genellikle uzun sıfatlar ve zarflar için "more" kullanılır (more beautiful, more carefully) -
Tek heceli sıfatlarda genellikle "-er" eki kullanılır (bigger, faster) -
Ancak bazı tek heceli sıfatlarda da "more" kullanılabilir (more fun) -
"More" ve "any more / anymore" arasındaki fark: -
"More" genellikle miktar belirtmek için kullanılır: "I want more water" (Daha fazla su istiyorum) -
"Any more / anymore" genellikle olumsuz cümlelerde kullanılır ve "artık" anlamına gelir: "There aren't any more tickets" (Artık bilet yok) -
Türkçe ve İngilizce arasındaki farklılıklar: -
Türkçede "daha" kelimesi hem miktar hem de zaman bildirmek için kullanılabilir -
İngilizcede "more" genellikle miktar için kullanılırken, zaman için "still" veya "yet" kullanılır -
Türkçede "daha" bazen tek başına yeterlidir, ama İngilizcede "more" genellikle bir isimle birlikte kullanılır -
"More" ile ilgili yaygın kalıplar: -
"More and more": Giderek daha fazla -
"More or less": Aşağı yukarı -
"What's more": Dahası, üstelik -
"Once more": Bir kez daha -
"More than": -den fazla
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
"More" kelimesinin kullanımında kültürel farklılıklar: -
Alışveriş ve pazarlık kültüründe: -
Türk kültüründe pazarlık yaparken "daha az" (less) ifadesi sıkça kullanılır -
Amerikan veya İngiliz kültüründe daha çok "more for your money" (paran için daha fazlası) gibi ifadeler yaygındır -
Türkçede "daha fazla" vermek, ikram etmek misafirperverliğin bir işaretidir -
İkramlarda ve sosyal ortamlarda: -
İngilizce konuşulan ülkelerde "Would you like more?" (Daha ister misiniz?) sorusu nezaket göstergesidir -
Türk kültüründe ısrar etmek yaygındır ve genellikle ilk redden sonra tekrar sorulur -
İngiliz kültüründe bazen fazla ısrar kibarlık kurallarına aykırı görülebilir -
Konuşma tarzındaki farklılıklar: -
Amerikan kültüründe "more" kelimesini içeren "Tell me more!" (Bana daha fazlasını anlat!) gibi teşvik edici ifadeler yaygındır -
Türk kültüründe detaylara girme daha dolaylı şekilde istenir -
İngilizce konuşma kültüründe "more" ile biten sorular sohbeti devam ettirmek için önemlidir -
İş ve eğitim alanında: -
İngilizce konuşulan ülkelerde "more information" (daha fazla bilgi) istemek profesyonel bir yaklaşım olarak görülür -
Türk eğitim sisteminde bazen soru sormak yerine dinlemek daha değerli görülebilir -
İş dünyasında "more value" (daha fazla değer) kavramı İngilizce konuşulan kültürlerde sıkça vurgulanır
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
"The O more daha fazla you sen read okursun, the o more daha fazla things şeyler you sen will -eceksin know bilmek." - Dr. Dr. Seuss Seuss
"The more you read, the more things you will know." "Ne kadar çok okursan, o kadar çok şey bileceksin." - Dr. Seuss
Bu alıntı, çocuk kitaplarıyla ünlü Amerikalı yazar Dr. Seuss'a aittir. Alıntı, okumanın bilgi edinmeye olan doğrudan etkisini vurgulamaktadır. Dr. Seuss, çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmaya odaklanan bir yazardı ve bu sözüyle okumanın önemini basit ve etkili bir şekilde ifade etmiştir. "More" kelimesi bu alıntıda iki kez kullanılarak, okuma miktarı ile bilgi miktarı arasındaki doğru orantıyı göstermektedir.
-
"The more... the more..." yapısı İngilizcede önemli bir kalıptır. Türkçedeki "ne kadar... o kadar..." yapısına benzer. -
Bu yapı, bir şeyin miktarındaki artışın başka bir şeyin miktarında da artışa neden olduğunu gösterir. -
Alıntıda "more" kelimesi miktar belirteci olarak kullanılmıştır. -
"Will know" gelecek zaman yapısıdır ve kesin bir sonucu ifade eder. -
Bu yapı İngilizcede "comparative correlative" (karşılaştırmalı ilişkili) olarak adlandırılır.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
76.16 Maya Maya wanted istedi nothing hiçbir şey more daha than -den to -mek visit ziyaret etmek Paris Paris one bir day gün.
76.17 Every Her night gece, she o dreamed hayal kurardı of hakkında the o Eiffel Eyfel Tower Kulesi and ve wanted isterdi more daha adventures maceralar in -de her onun life hayatı.
76.18 Her Onun friends arkadaşları thought düşündüler she onun was olduğunu just sadece talking konuştuğunu, but ama Maya Maya was idi more daha determined kararlı than -den anyone herkes knew biliyordu.
76.19 She O worked çalıştı extra ekstra hours saatler and ve saved biriktirdi more daha money para each her month ay than -den she o had -mişti ever hiç saved biriktirmek before önce.
76.20 On -de her onun twenty-fifth yirmi beşinci birthday doğum günü, she o received aldı an bir envelope zarf containing içeren something bir şey more daha precious değerli than -den gold altın.
76.21 It O was -dı a bir plane uçak ticket bileti to -e France Fransa and ve a bir note not from -den her onun parents ebeveynleri saying diyen they onlar had -mışlardı added eklemek more daha funds para to -e her onun savings birikimleri.
76.22 "We Biz couldn't yapamadık be olmak more daha proud gururlu of -den your senin determination," kararlılığın the o note not said dedi.
76.23 Maya Maya couldn't yapamadı believe inanmak it ona and ve asked sordu for için more daha details detaylar about hakkında when ne zaman they onlar had -mışlardı planned planlamak this bunu.
76.24 Her Onun mother annesi explained açıkladı that ki the o family aile had -mıştı noticed fark etmek her onun working çalıştığını more daha diligently gayretle over boyunca the o past geçmiş year yıl.
76.25 Two İki weeks hafta later sonra, Maya Maya stood durdu beneath altında the o Eiffel Eyfel Tower Kulesi, smiling gülümseyerek more daha brightly parlak than -den she o ever hiç had -mıştı before önce.
76.26 She O took çekti more daha photographs fotoğraflar than -den her onun phone telefonu could -ebilirdi store depolamak and ve visited ziyaret etti every her museum müze on -deki her onun list liste.
76.27 At -de a bir small küçük café kafe, she o met tanıştı Émilie, Émilie a bir local yerel artist sanatçı who ki showed gösterdi her ona more daha of -den Paris Paris than -den any herhangi bir guidebook rehber kitap could -ebilirdi.
76.28 "There's Vardır more daha to -e this bu city şehir than -den what ne tourists turistler usually genellikle see," görürler Émilie Émilie told söyledi her ona as -ken they onlar wandered dolaştılar through boyunca hidden gizli alleyways sokaklar.
76.29 Maya Maya spent geçirdi more daha days günler in -de France Fransa than -den she o had -mıştı initially başlangıçta planned planlamak, falling düşerek in -e love aşk with ile the o culture kültür and ve language dil.
76.30 She O learned öğrendi that ki there orada was vardı more daha to -e travel seyahat than -den just sadece seeing görmek famous ünlü landmarks yerler — it o was -dı about hakkında connecting bağlantı kurmak with ile people insanlar and ve experiencing deneyimlemek new yeni ways yollar of -in life hayat.
76.16 Maya wanted nothing more than to visit Paris one day. Maya bir gün Paris'i ziyaret etmekten başka hiçbir şey istemiyordu.
76.17 Every night, she dreamed of the Eiffel Tower and wanted more adventures in her life. Her gece Eyfel Kulesi'ni hayal eder ve hayatında daha fazla macera isterdi.
76.18 Her friends thought she was just talking, but Maya was more determined than anyone knew. Arkadaşları sadece konuştuğunu düşünüyordu, ama Maya herkesin bildiğinden daha kararlıydı.
76.19 She worked extra hours and saved more money each month than she had ever saved before. Ekstra saatler çalıştı ve her ay daha önce hiç biriktirmediği kadar fazla para biriktirdi.
76.20 On her twenty-fifth birthday, she received an envelope containing something more precious than gold. Yirmi beşinci doğum gününde, altından daha değerli bir şey içeren bir zarf aldı.
76.21 It was a plane ticket to France and a note from her parents saying they had added more funds to her savings. Fransa'ya bir uçak bileti ve anne babasından birikimlerine daha fazla para eklediklerini söyleyen bir nottu.
76.22 "We couldn't be more proud of your determination," the note said. "Kararlılığından daha fazla gurur duyamazdık," diyordu notta.
76.23 Maya couldn't believe it and asked for more details about when they had planned this. Maya buna inanamadı ve bunu ne zaman planladıkları hakkında daha fazla detay istedi.
76.24 Her mother explained that the family had noticed her working more diligently over the past year. Annesi, ailenin geçen yıl boyunca onun daha gayretli çalıştığını fark ettiğini açıkladı.
76.25 Two weeks later, Maya stood beneath the Eiffel Tower, smiling more brightly than she ever had before. İki hafta sonra Maya, Eyfel Kulesi'nin altında, daha önce hiç olmadığı kadar parlak gülümseyerek duruyordu.
76.26 She took more photographs than her phone could store and visited every museum on her list. Telefonunun depolayabileceğinden daha fazla fotoğraf çekti ve listesindeki her müzeyi ziyaret etti.
76.27 At a small café, she met Émilie, a local artist who showed her more of Paris than any guidebook could. Küçük bir kafede, ona herhangi bir rehber kitabın gösterebileceğinden daha fazla Paris'i gösteren yerel bir sanatçı olan Émilie ile tanıştı.
76.28 "There's more to this city than what tourists usually see," Émilie told her as they wandered through hidden alleyways. "Bu şehirde turistlerin genellikle gördüğünden daha fazlası var," dedi Émilie, gizli sokaklarda dolaşırlarken.
76.29 Maya spent more days in France than she had initially planned, falling in love with the culture and language. Maya başlangıçta planladığından daha fazla günü Fransa'da geçirdi ve kültüre ve dile âşık oldu.
76.30 She learned that there was more to travel than just seeing famous landmarks — it was about connecting with people and experiencing new ways of life. Seyahatin sadece ünlü yerleri görmekten daha fazlası olduğunu öğrendi — insanlarla bağlantı kurmak ve yeni yaşam biçimlerini deneyimlemekle ilgiliydi.
76.16 Maya wanted nothing more than to visit Paris one day.
76.17 Every night, she dreamed of the Eiffel Tower and wanted more adventures in her life.
76.18 Her friends thought she was just talking, but Maya was more determined than anyone knew.
76.19 She worked extra hours and saved more money each month than she had ever saved before.
76.20 On her twenty-fifth birthday, she received an envelope containing something more precious than gold.
76.21 It was a plane ticket to France and a note from her parents saying they had added more funds to her savings.
76.22 "We couldn't be more proud of your determination," the note said.
76.23 Maya couldn't believe it and asked for more details about when they had planned this.
76.24 Her mother explained that the family had noticed her working more diligently over the past year.
76.25 Two weeks later, Maya stood beneath the Eiffel Tower, smiling more brightly than she ever had before.
76.26 She took more photographs than her phone could store and visited every museum on her list.
76.27 At a small café, she met Émilie, a local artist who showed her more of Paris than any guidebook could.
76.28 "There's more to this city than what tourists usually see," Émilie told her as they wandered through hidden alleyways.
76.29 Maya spent more days in France than she had initially planned, falling in love with the culture and language.
76.30 She learned that there was more to travel than just seeing famous landmarks — it was about connecting with people and experiencing new ways of life.
Kısa hikaye türünde "more" kelimesinin kullanımıyla ilgili önemli noktalar: -
Karakter gelişimini göstermek için "more" kullanımı: -
"More determined than anyone knew" gibi ifadeler karakterin gizli yönlerini vurgulamak için kullanılır -
Türkçede bunu ifade etmek için genellikle "-den daha" yapısı kullanılır -
Hikayede karakterin büyümesini göstermek için "more confident", "more aware" gibi ifadeler kullanılır -
Hikaye anlatımında karşılaştırmaların rolü: -
"More precious than gold" gibi ifadeler değer ve önem vurgulamak için kullanılır -
"More... than ever before" yapısı hikayede ilerleme ve gelişimi gösterir -
Türkçe hikaye anlatımında benzer karşılaştırma kalıpları vardır ama İngilizce'deki kadar yaygın değildir -
Hikaye akışını oluşturmada "more and more" ifadesi kademeli gelişimi gösterir -
Duygu yoğunluğunu ifade etmek için "more" kullanımı: -
"Couldn't be more proud" gibi yapılar en üst seviye duyguyu ifade eder -
Türkçede "daha fazla gurur duyamazdık" olarak çevrilir, ancak bazen "çok gururluyuz" gibi daha dolaysız ifadeler tercih edilir -
"Smiling more brightly" gibi ifadeler duygu durumundaki değişimi gösterir -
"Nothing more than" yapısı karakterin en güçlü arzusunu ifade eder -
Deneyim ve keşif ile ilgili "more to" yapısı: -
"More to this city" ve "more to travel" gibi ifadeler derinliği ve gizli değeri vurgular -
Türkçede genellikle "daha fazlası var" şeklinde çevrilir -
"There's more to" kalıbı hikayede bir keşif veya ders anını işaret eder -
Karakterin dünya görüşünün genişlediğini gösterir -
Zaman akışını göstermek için "more" kullanımı: -
"Spent more days than planned" gibi yapılar başlangıç beklentilerinden farklı gelişen olayları gösterir -
Hikayede planlanmamış gelişmeleri vurgulamak için kullanılır -
Türkçede "planladığından daha fazla" şeklinde ifade edilir -
Hikayenin dönüm noktalarını işaret etmede önemli rol oynar -
İkili konuşmalarda (diyaloglarda) "more" kullanımı: -
Karakterler arası bilgi aktarımını göstermek için: "told her more about" -
Tavsiye veya rehberlik sahnelerinde: "showed her more of Paris" -
Türkçedeki karşılığı genellikle bağlama göre değişir -
Doğal diyalog oluşturmada sıkça kullanılır
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
---