← İngilizceyi Birlikte Öğrenelim
###
20.1 They onlar live yaşıyorlar in -de/-da a bir beautiful güzel village köy near yakınında the - sea deniz
20.2 Every her morning sabah, they onlar walk yürüyorlar together birlikte in -de/-da the - park park
20.3 My benim parents ebeveynlerim said söylediler they onlar will -ecek/-acak visit ziyaret edecekler us bizi next gelecek week hafta
20.4 The - children çocuklar are -dır/-dir happy mutlu because çünkü they onlar received aldılar new yeni toys oyuncaklar
20.5 When ne zaman will -ecek/-acak they onlar arrive varacaklar at -e/-a the - airport havaalanı?
20.6 If eğer my benim friends arkadaşlarım come gelirlerse, they onlar can -ebilir/-abilir stay kalabilirler in -de/-da our bizim guest room misafir odası
20.7 The - teachers öğretmenler believe inanıyorlar they onlar should -meli/-malı give vermeliler less daha az homework ödev
20.8 They onlar were -di/-dı cooking pişiriyorlardı dinner akşam yemeği when -diğinde/-dığında I ben called aradım
20.9 Can -ebilir mi/-abilir mi they onlar speak konuşabilirler mi Turkish Türkçe fluently akıcı bir şekilde?
20.10 Yesterday dün, they onlar helped yardım ettiler an bir elderly yaşlı woman kadın cross karşıdan geçmesine the - street sokak
20.11 I ben don't -ma/-me know bilmiyorum if eğer they onlar understand anlıyorlar this bu difficult zor topic konu
20.12 Before önce making vermeden a bir decision karar, they onlar always her zaman consider düşünürler all tüm options seçenekleri
20.13 The - birds kuşlar built inşa ettiler a bir nest yuva, and ve now şimdi they onlar are -yorlar feeding besliyorlar their onların babies yavrularını
20.14 How nasıl did -di/-dı they onlar solve çözdüler that o complex karmaşık problem problem so bu kadar quickly hızlı bir şekilde?
20.15 Although her ne kadar they onlar had -di/-dı never hiç met tanışmamışlardı before daha önce, they onlar became oldular good iyi friends arkadaşlar immediately hemen
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
20.1 They live in a beautiful village near the sea. Onlar deniz yakınında güzel bir köyde yaşıyorlar.
20.2 Every morning, they walk together in the park. Her sabah, onlar parkta birlikte yürüyorlar.
20.3 My parents said they will visit us next week. Ebeveynlerim onların gelecek hafta bizi ziyaret edeceklerini söylediler.
20.4 The children are happy because they received new toys. Çocuklar mutlu çünkü yeni oyuncaklar aldılar.
20.5 When will they arrive at the airport? Onlar havaalanına ne zaman varacaklar?
20.6 If my friends come, they can stay in our guest room. Eğer arkadaşlarım gelirlerse, onlar misafir odamızda kalabilirler.
20.7 The teachers believe they should give less homework. Öğretmenler daha az ödev vermeleri gerektiğine inanıyorlar.
20.8 They were cooking dinner when I called. Ben aradığımda onlar akşam yemeği pişiriyorlardı.
20.9 Can they speak Turkish fluently? Onlar Türkçeyi akıcı bir şekilde konuşabilirler mi?
20.10 Yesterday, they helped an elderly woman cross the street. Dün, onlar yaşlı bir kadının sokağı karşıdan geçmesine yardım ettiler.
20.11 I don't know if they understand this difficult topic. Bu zor konuyu anlayıp anlamadıklarını bilmiyorum.
20.12 Before making a decision, they always consider all options. Bir karar vermeden önce, onlar her zaman tüm seçenekleri düşünürler.
20.13 The birds built a nest, and now they are feeding their babies. Kuşlar bir yuva inşa ettiler ve şimdi yavrularını besliyorlar.
20.14 How did they solve that complex problem so quickly? O karmaşık problemi nasıl bu kadar hızlı çözdüler?
20.15 Although they had never met before, they became good friends immediately. Her ne kadar daha önce hiç tanışmamış olsalar da, hemen iyi arkadaş oldular.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
20.1 They live in a beautiful village near the sea.
20.2 Every morning, they walk together in the park.
20.3 My parents said they will visit us next week.
20.4 The children are happy because they received new toys.
20.5 When will they arrive at the airport?
20.6 If my friends come, they can stay in our guest room.
20.7 The teachers believe they should give less homework.
20.8 They were cooking dinner when I called.
20.9 Can they speak Turkish fluently?
20.10 Yesterday, they helped an elderly woman cross the street.
20.11 I don't know if they understand this difficult topic.
20.12 Before making a decision, they always consider all options.
20.13 The birds built a nest, and now they are feeding their babies.
20.14 How did they solve that complex problem so quickly?
20.15 Although they had never met before, they became good friends immediately.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
Türkçe konuşanlar için "they" zamirinin kullanımına dair önemli noktalar: -
Temel Kullanım: -
"They" üçüncü çoğul şahıs zamiridir (onlar). -
İngilizcede, özneden sonra fiil çoğul formda gelir (they walk, they speak). -
Türkçede özne genellikle fiil çekimine dahil edilirken (yaşarlar, konuşurlar), İngilizcede ayrı bir zamir gereklidir. -
Cinsiyet Ayrımı: -
Türkçede "o" zamiri cinsiyet belirtmez. -
İngilizcede "they" de cinsiyet belirtmez, erkek, kadın veya karışık gruplar için kullanılabilir. -
Son zamanlarda "they" tek bir kişi için de cinsiyet-nötr zamir olarak kullanılmaktadır. -
Özne-Fiil Uyumu: -
"They" ile her zaman çoğul fiil formu kullanılır (they are, they were, they have). -
Türkçede ise "onlar" ile fiil çekimi aynı kalır: "onlar geliyor" veya "o geliyor". -
Zamir Kullanımı: -
İngilizcede özne konumundaki "they" genellikle cümlede açıkça belirtilmelidir. -
Türkçede özne zamiri genellikle vurgu yapmak için kullanılır ve çoğu zaman atlanabilir. -
İlgili Diğer Formlar: -
İyelik sıfatı: their (onların) -
Nesne zamiri: them (onları, onlara) -
Dönüşlü zamir: themselves (kendileri) -
"They" ile Yaygın Hatalar: -
Türkçe konuşanlar bazen "they" yerine "he" veya "she" kullanabilirler. -
"They is" yerine her zaman "they are" kullanılmalıdır. -
"Their" ve "there" karıştırılmamalıdır.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
"They" zamirinin İngilizce ve Türkçe arasındaki kültürel farklılıkları: -
Topluluk Odaklı Dil Kullanımı: -
Türk kültüründe, grup kimliği ve topluluk bağları çok önemlidir, bu yüzden "biz" ve "onlar" ayrımı kültürel olarak belirgindir. -
İngilizce konuşulan kültürlerde, özellikle Amerikan kültüründe, bireysellik ön plandadır, bu da zamirlerin kullanımına yansır. -
Sosyal Hiyerarşi: -
Türkçede hitap şekilleri sosyal statüye göre değişir (sen/siz), ancak üçüncü şahıs zamirleri (o/onlar) bu tür bir ayrım yapmaz. -
İngilizcede "you" hem tekil hem çoğul, hem resmi hem gayrı resmi kullanılır, "they" ise sadece üçüncü çoğul şahıs için kullanılır. -
Cinsiyet-Nötr Dil: -
Modern İngilizcede "they" artık tekil, cinsiyet-nötr zamir olarak da kullanılmaktadır, özellikle kişinin cinsiyeti bilinmediğinde veya belirtilmek istenmediğinde. -
Türkçede "o" zaten cinsiyet belirtmediği için bu tür bir değişim gerekli değildir. -
Kapsayıcı Dil: -
Günümüzde İngilizce konuşan toplumlarda, kapsayıcı dil kullanımı önem kazanmıştır ve "they" zamirinin tekil kullanımı buna bir örnektir. -
Türk kültüründe de kapsayıcı dil önem kazanmaktadır, ancak Türkçenin yapısı gereği bu daha çok kelime seçimlerinde kendini gösterir. -
Bağlamsal Kullanım: -
İngilizcede "they" belirsiz bir grup için de kullanılabilir: "They say it's going to rain" (Yağmur yağacağını söylüyorlar). -
Türkçede bu tür durumlarda genellikle edilgen yapı tercih edilir: "Yağmur yağacağı söyleniyor."
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
"They Onlar danced dans ettiler like sanki they onlar had -mış gibi never hiç danced dans etmemiş gibi before, daha önce, as sanki if eğer they onlar knew biliyorlarmış gibi this bu was -mış/-miş their onların last son chance." şansıymış gibi." - Fredrik Backman, - Fredrik Backman, A Man Called Ove Ove Adında Bir Adam
"They danced like they had never danced before, as if they knew this was their last chance." "Onlar sanki daha önce hiç dans etmemiş gibi, sanki bunun son şansları olduğunu biliyorlarmış gibi dans ettiler." - Fredrik Backman, A Man Called Ove
Fredrik Backman'ın "A Man Called Ove" (Ove Adında Bir Adam) adlı romanından alınan bu alıntı, "they" zamirinin etkili kullanımını göstermektedir. Yazar, "they" zamirini kullanarak iki karakter arasındaki ilişkiyi ve paylaştıkları özel anı betimliyor. Burada "they" sadece çoğul bir özne olmaktan öte, iki insanın birlikteliğini ve ortak deneyimini simgeliyor. Dans etme eylemi, karakterlerin içinde bulundukları anın yoğunluğunu ve önemini vurguluyor, "they" zamiri ise bu deneyimin paylaşılan doğasını yansıtıyor.
-
Bu alıntıda "they" üç kez kullanılmıştır: özne olarak ("they danced"), bir karşılaştırmada ("like they had never danced") ve bir varsayımda ("as if they knew"). -
"They danced" geçmiş zaman çoğul formundadır. -
"Like they had never danced before" bir karşılaştırma yapısıdır, past perfect tense (had + past participle) kullanılmıştır. -
"As if they knew" varsayımsal bir durum belirtir, past simple tense kullanılmıştır. -
"Their last chance" iyelik sıfatı "their" ile oluşturulmuştur, "they" zamirinin iyelik formudur.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
20.16 The - new yeni neighbors komşular moved taşındılar in içeri last geçen week, hafta, but ama they onlar haven't -me/-ma-mış introduced tanıştırmamışlar themselves kendilerini yet henüz
20.17 Every her night, gece, they onlar play çalıyorlar beautiful güzel music müzik until -e kadar midnight, gece yarısına, and ve the - melodies melodiler drift süzülüyor through içinden our bizim open açık windows pencereler
20.18 My benim daughter kızım thinks düşünüyor they onların must olmalı be olması musicians müzisyenler or veya composers, besteciler, but ama my benim wife eşim believes inanıyor they onların are olduğuna just sadece music müzik lovers severler
20.19 Yesterday, dün, they onlar received aldılar a bir large büyük package, paket, and ve we biz all hepimiz wondered merak ettik what ne could -ebilir/-abilir be olabilir inside içinde
20.20 Through aracılığıyla the - window, pencere, I ben saw gördüm them onları unpacking paketi açarken a bir beautiful güzel antique antika violin keman with ile great büyük care özen
20.21 This bu morning, sabah, they onlar left bıraktılar a bir note not under altında our bizim door kapı inviting davet eden us bizi to -e/-a a bir small küçük concert konser in -de/-da their onların apartment daire
20.22 The - note not explained açıkladı that ki they onlar are -dır/-dir a bir husband koca and ve wife eş who ki travel seyahat ediyorlar around etrafında the - world dünya performing icra ederek classical klasik music müzik
20.23 They onlar had -di/-dı chosen seçmişlerdi our bizim building bina because çünkü it o has var excellent mükemmel acoustics, akustik, and ve they onlar hoped umut ettiler the - neighbors komşular wouldn't -me/-ma mind rahatsız olmazlar their onların practice pratiği sessions seansları
20.24 When -diğinde/-dığında we biz arrived vardık at -e/-a their onların door, kapı, they onlar welcomed karşıladılar us bizi warmly sıcak bir şekilde and ve introduced tanıttılar themselves kendilerini as olarak Elena Elena and ve Marco Marco
20.25 Their onların apartment dairesi was -di/-dı sparsely seyrek furnished döşenmişti but ama filled doluydu with ile instruments müzik aletleri — — violins, kemanlar, a bir cello, viyolonsel, and ve a bir small küçük piano piyano they onların had -mıştı/-mişti somehow bir şekilde managed başarmışlardı to - fit sığdırmayı into içine the - space alan
20.26 They onlar performed icra ettiler a bir beautiful güzel program program of - Bach Bach and ve Mozart, Mozart, and ve their onların fingers parmakları moved hareket etti over üzerinde the - strings teller with ile incredible inanılmaz precision hassasiyet
20.27 After sonra the - performance, performans, they onlar served servis ettiler tea çay and ve shared paylaştılar stories hikayeler about hakkında their onların travels seyahatleri and ve the - different farklı cultures kültürler they onların had -mıştı/-mişti experienced deneyimlemişti
20.28 We biz learned öğrendik that ki they onlar had -mıştı/-mişti met tanışmışlardı in -de/-da a bir music müzik conservatory konservatuarı in -de/-da Vienna Viyana and ve had -mıştı/-mişti been olmuşlardı traveling seyahat together birlikte ever her zaman since -den beri
20.29 They onlar explained açıkladılar that ki they onlar stay kalıyorlar in -de/-da each her city şehir for boyunca exactly tam olarak three üç months, ay, performing icra ediyorlar and ve teaching, öğretiyorlar, before önce moving taşınmadan to -e/-a their onların next sonraki destination hedef
20.30 Before önce we biz left, ayrılmadan, they onlar gave verdiler my benim daughter kızıma a bir small küçük wooden ahşap flute flüt and ve promised söz verdiler that ki they onlar would -ecek/-acak teach öğretecekler her ona how nasıl to - play çalmayı if eğer she o was -se/-sa interested ilgilenirse
20.16 The new neighbors moved in last week, but they haven't introduced themselves yet. Yeni komşular geçen hafta taşındılar, ama henüz kendilerini tanıtmadılar.
20.17 Every night, they play beautiful music until midnight, and the melodies drift through our open windows. Her gece, gece yarısına kadar güzel müzik çalıyorlar ve melodiler açık pencerelerimizden içeri süzülüyor.
20.18 My daughter thinks they must be musicians or composers, but my wife believes they are just music lovers. Kızım onların müzisyen veya besteci olması gerektiğini düşünüyor, ama eşim onların sadece müziksever olduğuna inanıyor.
20.19 Yesterday, they received a large package, and we all wondered what could be inside. Dün, büyük bir paket aldılar ve hepimiz içinde ne olabileceğini merak ettik.
20.20 Through the window, I saw them unpacking a beautiful antique violin with great care. Pencereden, onları büyük bir özenle güzel bir antika kemanı paketten çıkarırken gördüm.
20.21 This morning, they left a note under our door inviting us to a small concert in their apartment. Bu sabah, bizi dairelerinde küçük bir konsere davet eden bir notu kapımızın altına bıraktılar.
20.22 The note explained that they are a husband and wife who travel around the world performing classical music. Not, dünya çapında seyahat edip klasik müzik icra eden bir karı-koca olduklarını açıklıyordu.
20.23 They had chosen our building because it has excellent acoustics, and they hoped the neighbors wouldn't mind their practice sessions. Binamızı mükemmel akustiğe sahip olduğu için seçmişlerdi ve komşuların pratik seanslarından rahatsız olmayacaklarını umuyorlardı.
20.24 When we arrived at their door, they welcomed us warmly and introduced themselves as Elena and Marco. Kapılarına vardığımızda, bizi sıcak bir şekilde karşıladılar ve kendilerini Elena ve Marco olarak tanıttılar.
20.25 Their apartment was sparsely furnished but filled with instruments — violins, a cello, and a small piano they had somehow managed to fit into the space. Daireleri seyrek döşenmiş ama müzik aletleriyle doluydu — kemanlar, bir viyolonsel ve bir şekilde o alana sığdırmayı başardıkları küçük bir piyano.
20.26 They performed a beautiful program of Bach and Mozart, and their fingers moved over the strings with incredible precision. Bach ve Mozart'tan oluşan güzel bir program icra ettiler ve parmakları inanılmaz bir hassasiyetle tellerin üzerinde hareket etti.
20.27 After the performance, they served tea and shared stories about their travels and the different cultures they had experienced. Performanstan sonra çay ikram ettiler ve seyahatleri ve deneyimledikleri farklı kültürler hakkında hikayeler paylaştılar.
20.28 We learned that they had met in a music conservatory in Vienna and had been traveling together ever since. Viyana'daki bir müzik konservatuarında tanıştıklarını ve o zamandan beri birlikte seyahat ettiklerini öğrendik.
20.29 They explained that they stay in each city for exactly three months, performing and teaching, before moving to their next destination. Her şehirde tam olarak üç ay kaldıklarını, bir sonraki hedeflerine taşınmadan önce performans sergilediklerini ve ders verdiklerini açıkladılar.
20.30 Before we left, they gave my daughter a small wooden flute and promised that they would teach her how to play if she was interested. Ayrılmadan önce, kızıma küçük bir ahşap flüt verdiler ve ilgilenirse ona nasıl çalınacağını öğreteceklerine söz verdiler.
20.16 The new neighbors moved in last week, but they haven't introduced themselves yet.
20.17 Every night, they play beautiful music until midnight, and the melodies drift through our open windows.
20.18 My daughter thinks they must be musicians or composers, but my wife believes they are just music lovers.
20.19 Yesterday, they received a large package, and we all wondered what could be inside.
20.20 Through the window, I saw them unpacking a beautiful antique violin with great care.
20.21 This morning, they left a note under our door inviting us to a small concert in their apartment.
20.22 The note explained that they are a husband and wife who travel around the world performing classical music.
20.23 They had chosen our building because it has excellent acoustics, and they hoped the neighbors wouldn't mind their practice sessions.
20.24 When we arrived at their door, they welcomed us warmly and introduced themselves as Elena and Marco.
20.25 Their apartment was sparsely furnished but filled with instruments — violins, a cello, and a small piano they had somehow managed to fit into the space.
20.26 They performed a beautiful program of Bach and Mozart, and their fingers moved over the strings with incredible precision.
20.27 After the performance, they served tea and shared stories about their travels and the different cultures they had experienced.
20.28 We learned that they had met in a music conservatory in Vienna and had been traveling together ever since.
20.29 They explained that they stay in each city for exactly three months, performing and teaching, before moving to their next destination.
20.30 Before we left, they gave my daughter a small wooden flute and promised that they would teach her how to play if she was interested.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
Bu öyküde "they" zamirinin kullanımına dair önemli dilbilgisi noktaları: -
Anlatımda "they" kullanımı: -
Öyküde "they" yeni komşuları belirtmek için kullanılmıştır. -
"They" zamiri karakterlerin kimliklerini ve eylemlerini tutarlı bir şekilde takip etmemizi sağlar. -
Türkçe öykülerde "onlar" genellikle daha az kullanılırken, İngilizcede "they" daha sık kullanılır. -
Zaman Yapıları ve "they": -
Simple Present: "they play" (düzenli eylemler için) -
Present Perfect: "they haven't introduced" (geçmişte başlayıp devam eden durumlar) -
Simple Past: "they welcomed" (geçmişteki tamamlanmış eylemler) -
Past Perfect: "they had chosen" (geçmişteki başka bir olaydan önce tamamlanan eylemler) -
Future with "would": "they would teach" (geçmişteki bir gelecek zaman) -
"They" ile ilgili diğer formlar: -
Nesne zamiri olarak "them": "I saw them unpacking" (onları gördüm) -
İyelik sıfatı olarak "their": "their apartment" (onların dairesi) -
Dönüşlü zamir olarak "themselves": "introduced themselves" (kendilerini tanıttılar) -
Dolaylı Anlatım: -
"My daughter thinks they must be musicians" (Kızım onların müzisyen olması gerektiğini düşünüyor) -
"The note explained that they are a husband and wife" (Not, onların bir karı-koca olduklarını açıkladı) -
Türkçedeki "-dığını/-diğini" yapıları İngilizcede "that" ile oluşturulur. -
Türkçe ile Farklılıklar: -
İngilizcede "they" öznenin açıkça belirtilmesi gerektiğinde kullanılırken, Türkçede çoğu zaman fiil çekiminin içinde bulunur. -
"They welcomed us" Türkçeye genellikle "Bizi karşıladılar" şeklinde çevrilir, "onlar" vurgu için gerekmedikçe kullanılmaz. -
"They had met" gibi past perfect yapıları Türkçede genellikle "-mıştı/-mişti" ekleriyle karşılanır: "tanışmışlardı".
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
---