← İngilizceyi Birlikte Öğrenelim
###
42.1 When Ne zaman did -di/-dı (geçmiş zaman eki) you sen arrive varmak yesterday dün?
42.2 I Ben was -dı/-di (geçmiş zaman eki) sleeping uyuyordum when -dığında/-diğinde the - phone telefon rang çaldı.
42.3 Please Lütfen call ara me beni when -dığında/-diğinde you sen reach varmak home ev.
42.4 She O doesn't -maz/-mez (olumsuzluk eki) know bilmek when ne zaman the - train tren will -ecek/-acak (gelecek zaman eki) arrive varmak.
42.5 When Ne zaman I ben was -dı/-di (geçmiş zaman eki) young genç, I ben played oynardım football futbol every her day gün.
42.6 The - teacher öğretmen asked sordu when ne zaman we biz would -ecek/-acak (gelecek zaman eki) submit teslim etmek our bizim assignments ödevleri.
42.7 I Ben remember hatırlıyorum the - time zamanı when -dığında/-diğinde we biz first ilk met tanıştık.
42.8 When -dığında/-diğinde the sun güneş sets batar, the - temperature sıcaklık drops düşer quickly hızlıca.
42.9 Tell Söyle me bana when ne zaman you're sen -sin/-sın (şimdiki zaman eki) free müsait to için talk konuşmak.
42.10 2019 2019 was -dı/-di (geçmiş zaman eki) the - year yıl when -dığında/-diğinde I ben graduated mezun oldum from -den/-dan university üniversite.
42.11 I'm Ben -ım/-im (şimdiki zaman eki) happiest en mutlu when -dığında/-diğinde I'm ben -ım/-im (şimdiki zaman eki) with ile my benim family ailem.
42.12 When -dığında/-diğinde winter kış comes gelir, we biz will -ecek/-acak (gelecek zaman eki) go gitmek skiing kayak yapmaya.
42.13 Do - you sen know bilmek when ne zaman the - meeting toplantı starts başlar?
42.14 When Ne zaman will -ecek/-acak (gelecek zaman eki) the - results sonuçlar be olmak announced açıklanacak?
42.15 She O always her zaman smiles gülümser when -dığında/-diğinde she o hears duyar that o song şarkıyı.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
42.16 When Sara opened the mysterious letter, her hands trembled slightly.
42.17 It had arrived on a rainy Tuesday, when she least expected any news from her childhood friend.
42.18 She could still remember vividly when they had last seen each other, ten years ago.
42.19 "I'll write to you when I get there," Mina had promised, but the letter never came until now.
42.20 The envelope was postmarked from Istanbul, a city where Sara had always dreamed of visiting, especially when she was feeling adventurous.
42.21 "Remember when we promised to travel the world together?" the letter began, immediately transporting Sara back to their teenage dreams.
42.22 Memories flooded her mind of summer evenings when they would sit on the rooftop, planning adventures they would someday take.
42.23 When Sara continued reading, her heart raced: Mina was inviting her to Istanbul for a reunion.
42.24 "I'll be waiting at the Blue Mosque when spring arrives," wrote Mina, including a photo of herself in front of the magnificent structure.
42.25 Sara couldn't remember when she had last felt such excitement, perhaps not since childhood.
42.26 She knew immediately what her answer would be, even when she considered the practicalities of taking time off work.
42.27 "When will you arrive?" she typed in her immediate response, not hesitating for a moment.
42.28 That night, she dreamed of Istanbul, of spice markets and ancient streets, of a time when friendships could be renewed despite years of separation.
42.29 She thought about how life takes unexpected turns when we least expect it.
42.30 As she booked her flight, Sara smiled, thinking about when she would finally step onto the streets of Istanbul and embrace the friend who had once known her so well.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
Kısa hikayede "when" kelimesinin kullanımı: -
Zaman belirten bağlaç olarak: -
"When Sara opened the mysterious letter..." (Sara mektubu açtığında...) -
"When Sara continued reading..." (Sara okumaya devam ettiğinde...) -
Bu örneklerde "when", belirli bir ana veya zamana işaret eder ve olayları zamansal olarak bağlar. -
Dolaylı soru zarfı olarak: -
"She couldn't remember when she had last felt such excitement..." (En son ne zaman böyle bir heyecan hissettiğini hatırlayamıyordu...) -
"...thinking about when she would finally step onto the streets of Istanbul..." (İstanbul'un sokaklarına ne zaman adım atacağını düşünerek...) -
Bu kullanımlarda "when" bir soru zarfı olarak dolaylı sorularda kullanılır. -
Hatırlatma ifadelerinde: -
"Remember when we promised..." (Söz verdiğimiz zamanı hatırlıyor musun...) -
Burada "when" geçmişteki belirli bir anı hatırlatmak için kullanılır. -
Şartlı zaman bildiren cümlelerde: -
"I'll be waiting at the Blue Mosque when spring arrives" (Bahar geldiğinde Mavi Cami'de bekliyor olacağım) -
"...even when she considered the practicalities..." (Pratik yönleri düşündüğünde bile...) -
Bu kullanımlarda "when", bir koşul veya gelecekteki bir zaman çerçevesini belirtir. -
Türkçe konuşanlar için püf noktaları: -
Türkçede "-dığında/-diğinde" ekleri genellikle İngilizcede "when" ile ifade edilir -
"When" cümlesi ana cümleden önce ya da sonra gelebilir -
"When" içeren ifadelerin doğru zaman uyumuyla kullanılması önemlidir -
Hikaye içinde görüldüğü gibi, "when" aynı metinde birçok farklı işlevde kullanılabilir
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
42.1 When did you arrive yesterday? Dün ne zaman geldin?
42.2 I was sleeping when the phone rang. Telefon çaldığında uyuyordum.
42.3 Please call me when you reach home. Lütfen eve vardığında beni ara.
42.4 She doesn't know when the train will arrive. Trenin ne zaman geleceğini bilmiyor.
42.5 When I was young, I played football every day. Ben gençken her gün futbol oynardım.
42.6 The teacher asked when we would submit our assignments. Öğretmen ödevlerimizi ne zaman teslim edeceğimizi sordu.
42.7 I remember the time when we first met. İlk tanıştığımız zamanı hatırlıyorum.
42.8 When the sun sets, the temperature drops quickly. Güneş battığında, sıcaklık hızlıca düşer.
42.9 Tell me when you're free to talk. Ne zaman konuşmak için müsait olduğunu bana söyle.
42.10 2019 was the year when I graduated from university. 2019, üniversiteden mezun olduğum yıldı.
42.11 I'm happiest when I'm with my family. Ailemle olduğumda en mutluyum.
42.12 When winter comes, we will go skiing. Kış geldiğinde, kayak yapmaya gideceğiz.
42.13 Do you know when the meeting starts? Toplantının ne zaman başladığını biliyor musun?
42.14 When will the results be announced? Sonuçlar ne zaman açıklanacak?
42.15 She always smiles when she hears that song. O şarkıyı duyduğunda her zaman gülümser.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
42.1 When did you arrive yesterday?
42.2 I was sleeping when the phone rang.
42.3 Please call me when you reach home.
42.4 She doesn't know when the train will arrive.
42.5 When I was young, I played football every day.
42.6 The teacher asked when we would submit our assignments.
42.7 I remember the time when we first met.
42.8 When the sun sets, the temperature drops quickly.
42.9 Tell me when you're free to talk.
42.10 2019 was the year when I graduated from university.
42.11 I'm happiest when I'm with my family.
42.12 When winter comes, we will go skiing.
42.13 Do you know when the meeting starts?
42.14 When will the results be announced?
42.15 She always smiles when she hears that song.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
Türkçe konuşanlar için "when" kullanımı hakkında önemli dilbilgisi noktaları: -
"When" kelimesinin temel kullanımları: -
Soru zarfı olarak (Ne zaman?): -
"When did you arrive?" (Ne zaman geldin?) -
"When will the results be announced?" (Sonuçlar ne zaman açıklanacak?) -
Bağlaç olarak (-(d)ığında/-(d)iğinde eklerine benzer): -
"I was sleeping when the phone rang." (Telefon çaldığında uyuyordum.) -
"Call me when you reach home." (Eve vardığında beni ara.) -
İlgi zamiri olarak (-(d)ığı/-(d)iği zamanı belirtir): -
"2019 was the year when I graduated." (2019, mezun olduğum yıldı.) -
Türkçe ile İngilizce arasındaki farklar: -
Türkçede "-dığında/-diğinde" ekleri ile ifade edilen zaman ilişkisi, İngilizcede "when" bağlacı ile kurulur. -
Türkçede soru cümlelerinde "ne zaman" kullanılırken, İngilizcede sadece "when" yeterlidir. -
İngilizcede "when" cümlenin başında, ortasında veya sonunda gelebilir. -
Zaman uyumu: -
"When" ile başlayan yan cümlelerde zaman uyumu önemlidir: -
Geçmiş zaman: "When I was young, I played football." (Gençken futbol oynardım.) -
Şimdiki/Geniş zaman: "When the sun sets, the temperature drops." (Güneş battığında sıcaklık düşer.) -
Gelecek zaman: "When winter comes, we will go skiing." (Kış geldiğinde kayak yapmaya gideceğiz.) -
Yaygın cümle yapıları: -
"When" + soru cümlesi yapısı: "When did you arrive?" (Ne zaman geldin?) -
"When" + koşul cümlesi yapısı: "When you finish, let me know." (Bitirdiğinde bana haber ver.) -
"When" + dolaylı anlatım: "She asked when I would arrive." (Ne zaman geleceğimi sordu.) -
Türkçe konuşanların sık yaptığı hatalar: -
"When" kelimesini "where" (nerede) ile karıştırmak. -
"When" içeren cümlelerde zaman uyumuna dikkat etmemek. -
"When" yerine "at the time when" gibi gereksiz uzun ifadeler kullanmak.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
"When" kelimesinin kullanımında Türk ve İngiliz dil kültürleri arasındaki farklılıklar: -
Zaman algısı: -
İngilizce konuşan kültürlerde zamanın daha doğrusal ve kesin olarak ifade edilmesi yaygındır. -
Türk kültüründe "birazdan, az sonra, şimdi" gibi daha esnek zaman kavramları kullanılırken, İngilizce konuşan kültürlerde "in 5 minutes, at 3 o'clock" gibi daha kesin ifadeler tercih edilir. -
Bu nedenle "when" içeren sorulara cevap verirken İngilizce konuşan kişiler genellikle daha net zaman belirtmeyi beklerler. -
Sosyal davranışlar: -
İngilizce konuşulan kültürlerde "when" ile ilgili sorular planlamanın önemli bir parçasıdır. -
"When shall we meet?" (Ne zaman buluşalım?) gibi sorular sosyal yaşamın temelini oluşturur. -
Türk kültüründe bazen kesin zaman belirtmeden buluşmalar ayarlanabilir, ancak İngiliz ve Amerikan kültürlerinde genellikle daha kesin randevu saatleri beklenir. -
İş hayatında kullanımı: -
İş ortamında "when" ile sorulan sorular genellikle taahhüt beklentisi içerir. -
"When will you complete this task?" (Bu görevi ne zaman tamamlayacaksın?) sorusu bir taahhüt bekler. -
İngilizce konuşulan iş kültüründe, "when" sorularına belirsiz cevaplar vermek profesyonel olmayan bir izlenim bırakabilir. -
Deyimsel kullanımlar: -
İngilizcede "when" içeren bazı deyimler vardır: -
"When in Rome, do as the Romans do." (Roma'dayken, Romalılar gibi davran.) - Bulunduğun yerin kurallarına uy. -
"When pigs fly." (Domuzlar uçtuğu zaman.) - Asla/İmkânsız anlamında. -
Bu deyimler kültürel anlayışı derinleştirir ve günlük konuşmalarda sıkça kullanılır. -
Farklı nezaket seviyeleri: -
Türkçede zaman sormak için nezaket kalıpları farklı olabilir. -
İngilizcede "When would it be convenient for you?" (Sizin için ne zaman uygun olur?) gibi daha dolaylı sorular daha nazik kabul edilir. -
Kültürel bağlamda zaman sorularının nasıl sorulacağını bilmek, sosyal ilişkilerde önemlidir.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
"When Ne zaman I ben saw gördüm you seni I ben fell düştüm in içine love aşk, and ve you sen smiled gülümsedin because çünkü you sen knew." biliyordun - William Shakespeare, Romeo and Juliet Romeo ve Juliet
"When I saw you I fell in love, and you smiled because you knew." "Seni gördüğümde aşık oldum, ve sen gülümsedin çünkü biliyordun." - William Shakespeare, Romeo and Juliet
Bu alıntı William Shakespeare'in ünlü eseri "Romeo ve Juliet"ten gelmektedir. Shakespeare'in bu romantik ifadesi, "when" kelimesinin zaman bağlacı olarak kullanımını güzel bir şekilde göstermektedir. Burada "when" iki olay arasındaki zaman ilişkisini kurar: görme eylemi ve aşık olma eylemi. "When" kelimesi burada tam olarak bir anı, bir dönüm noktasını belirtir. Türkçede "-dığımda/-diğimde" ekleriyle ifade edilen bu yapı, ani bir değişimi, bir dönüşüm anını ifade eder. Şiirsel bağlamda "when" burada sadece zamansal bir bağlantı değil, aynı zamanda kader anını, hayatın değiştiği o kritik anı da ifade eder.
-
Alıntıda "when" bir zaman bağlacı olarak kullanılmıştır. -
"When I saw you" ifadesi bir yan cümledir ve ana cümleye bağlıdır ("I fell in love"). -
Türkçede bu yapı genellikle "-dığımda/-diğimde" ekleriyle ifade edilir: "Seni gördüğümde". -
İngilizcede bu tür "when" cümlelerinde geçmiş zaman kullanılır (saw), ancak bu zaman Türkçeye çevrilirken farklı bir yapıya dönüşebilir. -
Shakespeare'in bu cümlesinde "when" ile başlayan yan cümle, ana cümleden önce gelmiştir. Bu sözdizimsel yapı hem İngilizcede hem de Türkçede mümkündür ve yazarın vurgulamak istediği olayı öne çıkarır.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
42.16 When Ne zaman ki Sara Sara opened açtı the - mysterious gizemli letter mektubu, her onun hands elleri trembled titredi slightly hafifçe.
42.17 It O had -mıştı/-mişti (geçmiş zaman eki) arrived gelmişti on üzerinde a bir rainy yağmurlu Tuesday Salı, when -dığında/-diğinde she o least en az expected bekliyordu any herhangi bir news haber from -den/-dan her onun childhood çocukluk friend arkadaşı.
42.18 She O could -ebilirdi/-abilirdi (yeterlilik eki) still hala remember hatırlamak vividly canlı bir şekilde when ne zaman they onlar had -mıştı/-mişti (geçmiş zaman eki) last son seen görmüştü each birbirlerini other diğer, ten on years yıl ago önce.
42.19 "I'll 'Ben -eceğim/-acağım' (gelecek zaman eki) write yazmak to -e/-a you sana when -dığımda/-diğimde I ben get ulaşmak there," oraya Mina Mina had -mıştı/-mişti (geçmiş zaman eki) promised söz vermişti, but fakat the - letter mektup never asla came gelmedi until kadar now şimdi.
42.20 The - envelope zarf was -dı/-di (geçmiş zaman eki) postmarked posta damgalı from -den/-dan Istanbul İstanbul, a bir city şehir where nerede Sara Sara had -mıştı/-mişti (geçmiş zaman eki) always her zaman dreamed hayal etmişti of -i/-ı visiting ziyaret etmeyi, especially özellikle when -dığında/-diğinde she o was -dı/-di (geçmiş zaman eki) feeling hissetmek adventurous maceracı.
42.21 "Remember Hatırla when ne zaman we biz promised söz verdik to - travel seyahat etmek the - world dünya together?" birlikte the - letter mektup began başladı, immediately hemen transporting taşıyarak Sara Sara'yı back geri to -e/-a their onların teenage ergenlik dreams hayalleri.
42.22 Memories Anılar flooded sel gibi aktı her onun mind zihnine of -in/-ın summer yaz evenings akşamları when -dığında/-diğinde they onlar would -ırdı/-irdi (geniş zaman eki) sit oturmak on üzerinde the - rooftop çatı, planning planlayarak adventures maceralar they onlar would -ecek/-acak (gelecek zaman eki) someday bir gün take yapmak.
42.23 When Ne zaman Sara Sara continued devam etti reading okumaya, her onun heart kalbi raced hızlandı: Mina Mina was -dı/-di (geçmiş zaman eki) inviting davet ediyordu her onu to -e/-a Istanbul İstanbul for için a bir reunion buluşma.
42.24 "I'll 'Ben -eceğim/-acağım' (gelecek zaman eki) be olmak waiting beklemek at -de/-da the - Blue Mavi Mosque Cami when ne zaman spring bahar arrives," gelir wrote yazdı Mina Mina, including ekleyerek a bir photo fotoğraf of -in/-ın herself kendisinin in -de/-da front ön of - the - magnificent muhteşem structure yapı.
42.25 Sara Sara couldn't -emedi/-amedi (olumsuz yeterlilik eki) remember hatırlamak when ne zaman she o had -mıştı/-mişti (geçmiş zaman eki) last son felt hissetmişti such böyle excitement heyecan, perhaps belki not değil since -den/-dan beri childhood çocukluk.
42.26 She O knew biliyordu immediately hemen what ne her onun answer cevabı would -ecek/-acak (gelecek zaman eki) be, even bile when -dığında/-diğinde she o considered düşündü the - practicalities pratik yönleri of - taking almak time zaman off izni work işten.
42.27 "When Ne zaman will -ecek/-acak (gelecek zaman eki) you sen arrive?" varmak she o typed yazdı in -e/-a her onun immediate anında response cevap, not değil hesitating tereddüt etmeden for için a bir moment an.
42.28 That O night gece, she o dreamed rüya gördü of hakkında Istanbul İstanbul, of hakkında spice baharat markets pazarları and ve ancient antik streets sokaklar, of hakkında a bir time zaman when -dığında/-diğinde friendships arkadaşlıklar could -ebilir/-abilir (yeterlilik eki) be olmak renewed yenilenmiş despite rağmen years yıllar of - separation ayrılık.
42.29 She O thought düşündü about hakkında how nasıl life hayat takes alır unexpected beklenmedik turns dönüşler when -dığında/-diğinde we biz least en az expect bekleriz it onu.
42.30 As Olarak she o booked rezervasyon yaptı her onun flight uçuşunu, Sara Sara smiled gülümsedi, thinking düşünerek about hakkında when ne zaman she o would -ecek/-acak (gelecek zaman eki) finally sonunda step adım atmak onto üzerine the - streets sokaklar of - Istanbul İstanbul and ve embrace kucaklamak the - friend arkadaş who ki o had -mıştı/-mişti (geçmiş zaman eki) once bir zamanlar known tanıyordu her onu so çok well iyi.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
42.16 When Sara opened the mysterious letter, her hands trembled slightly. Sara gizemli mektubu açtığında elleri hafifçe titredi.
42.17 It had arrived on a rainy Tuesday, when she least expected any news from her childhood friend. Çocukluk arkadaşından herhangi bir haber en az beklediği bir zaman olan yağmurlu bir Salı günü gelmişti.
42.18 She could still remember vividly when they had last seen each other, ten years ago. On yıl önce birbirlerini en son ne zaman gördüklerini hala canlı bir şekilde hatırlayabiliyordu.
42.19 "I'll write to you when I get there," Mina had promised, but the letter never came until now. "Oraya vardığımda sana yazacağım," diye Mina söz vermişti, ama mektup şimdiye kadar hiç gelmemişti.
42.20 The envelope was postmarked from Istanbul, a city where Sara had always dreamed of visiting, especially when she was feeling adventurous. Zarf, Sara'nın özellikle maceracı hissettiği zamanlarda her zaman ziyaret etmeyi hayal ettiği bir şehir olan İstanbul'dan posta damgalıydı.
42.21 "Remember when we promised to travel the world together?" the letter began, immediately transporting Sara back to their teenage dreams. "Dünyayı birlikte gezmeye söz verdiğimiz zamanı hatırlıyor musun?" diye başlıyordu mektup, Sara'yı hemen ergenlik hayallerine geri götürerek.
42.22 Memories flooded her mind of summer evenings when they would sit on the rooftop, planning adventures they would someday take. Bir gün yapacakları maceraları planlayarak çatıda oturdukları yaz akşamlarının anıları zihnine sel gibi doldu.
42.23 When Sara continued reading, her heart raced: Mina was inviting her to Istanbul for a reunion. Sara okumaya devam ettiğinde kalbi hızlandı: Mina onu İstanbul'da bir buluşma için davet ediyordu.
42.24 "I'll be waiting at the Blue Mosque when spring arrives," wrote Mina, including a photo of herself in front of the magnificent structure. "Bahar geldiğinde Mavi Cami'de bekliyor olacağım," diye yazmıştı Mina, muhteşem yapının önünde kendisinin bir fotoğrafını da ekleyerek.
42.25 Sara couldn't remember when she had last felt such excitement, perhaps not since childhood. Sara en son ne zaman böyle bir heyecan hissettiğini hatırlayamıyordu, belki de çocukluğundan beri.
42.26 She knew immediately what her answer would be, even when she considered the practicalities of taking time off work. İşten izin almanın pratik yönlerini düşündüğünde bile, cevabının ne olacağını hemen biliyordu.
42.27 "When will you arrive?" she typed in her immediate response, not hesitating for a moment. "Ne zaman varacaksın?" diye yazdı anında verdiği cevapta, bir an bile tereddüt etmeden.
42.28 That night, she dreamed of Istanbul, of spice markets and ancient streets, of a time when friendships could be renewed despite years of separation. O gece, İstanbul'u, baharat pazarlarını ve antik sokakları, yıllar süren ayrılığa rağmen arkadaşlıkların yenilenebileceği bir zamanı hayal etti.
42.29 She thought about how life takes unexpected turns when we least expect it. Hayatın en az beklediğimiz zamanlarda nasıl beklenmedik dönüşler aldığını düşündü.
42.30 As she booked her flight, Sara smiled, thinking about when she would finally step onto the streets of Istanbul and embrace the friend who had once known her so well. Uçuşunu rezerve ederken Sara, sonunda İstanbul'un sokaklarına adım atacağı ve bir zamanlar onu çok iyi tanıyan arkadaşını kucaklayacağı zamanı düşünerek gülümsedi.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
42.16 When Sara opened the mysterious letter, her hands trembled slightly. Sara gizemli mektubu açtığında elleri hafifçe titredi.
42.17 It had arrived on a rainy Tuesday, when she least expected any news from her childhood friend. Çocukluk arkadaşından herhangi bir haber en az beklediği bir zaman olan yağmurlu bir Salı günü gelmişti.
42.18 She could still remember vividly when they had last seen each other, ten years ago. On yıl önce birbirlerini en son ne zaman gördüklerini hala canlı bir şekilde hatırlayabiliyordu.
42.19 "I'll write to you when I get there," Mina had promised, but the letter never came until now. "Oraya vardığımda sana yazacağım," diye Mina söz vermişti, ama mektup şimdiye kadar hiç gelmemişti.
42.20 The envelope was postmarked from Istanbul, a city where Sara had always dreamed of visiting, especially when she was feeling adventurous. Zarf, Sara'nın özellikle maceracı hissettiği zamanlarda her zaman ziyaret etmeyi hayal ettiği bir şehir olan İstanbul'dan posta damgalıydı.
42.21 "Remember when we promised to travel the world together?" the letter began, immediately transporting Sara back to their teenage dreams. "Dünyayı birlikte gezmeye söz verdiğimiz zamanı hatırlıyor musun?" diye başlıyordu mektup, Sara'yı hemen ergenlik hayallerine geri götürerek.
42.22 Memories flooded her mind of summer evenings when they would sit on the rooftop, planning adventures they would someday take. Bir gün yapacakları maceraları planlayarak çatıda oturdukları yaz akşamlarının anıları zihnine sel gibi doldu.
42.23 When Sara continued reading, her heart raced: Mina was inviting her to Istanbul for a reunion. Sara okumaya devam ettiğinde kalbi hızlandı: Mina onu İstanbul'da bir buluşma için davet ediyordu.
42.24 "I'll be waiting at the Blue Mosque when spring arrives," wrote Mina, including a photo of herself in front of the magnificent structure. "Bahar geldiğinde Mavi Cami'de bekliyor olacağım," diye yazmıştı Mina, muhteşem yapının önünde kendisinin bir fotoğrafını da ekleyerek.
42.25 Sara couldn't remember when she had last felt such excitement, perhaps not since childhood. Sara en son ne zaman böyle bir heyecan hissettiğini hatırlayamıyordu, belki de çocukluğundan beri.
42.26 She knew immediately what her answer would be, even when she considered the practicalities of taking time off work. İşten izin almanın pratik yönlerini düşündüğünde bile, cevabının ne olacağını hemen biliyordu.
42.27 "When will you arrive?" she typed in her immediate response, not hesitating for a moment. "Ne zaman varacaksın?" diye yazdı anında verdiği cevapta, bir an bile tereddüt etmeden.
42.28 That night, she dreamed of Istanbul, of spice markets and ancient streets, of a time when friendships could be renewed despite years of separation. O gece, İstanbul'u, baharat pazarlarını ve antik sokakları, yıllar süren ayrılığa rağmen arkadaşlıkların yenilenebileceği bir zamanı hayal etti.
42.29 She thought about how life takes unexpected turns when we least expect it. Hayatın en az beklediğimiz zamanlarda nasıl beklenmedik dönüşler aldığını düşündü.
42.30 As she booked her flight, Sara smiled, thinking about when she would finally step onto the streets of Istanbul and embrace the friend who had once known her so well. Uçuşunu rezerve ederken Sara, sonunda İstanbul'un sokaklarına adım atacağı ve bir zamanlar onu çok iyi tanıyan arkadaşını kucaklayacağı zamanı düşünerek gülümsedi.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
---