Universitas Scholarium — A Community of Scholars Log In

← İngilizceyi Birlikte Öğrenelim

İngilizceyi Birlikte Öğrenelim
Lesson 65
65 of 100 lessons

Lesson 65

###

Bölüm A (Ayrıntılı İngilizce-Türkçe Metin)

65.1 She O (kadın) was idi so çok tired yorgun after sonra the - long uzun journey yolculuk

65.2 I Ben eat yerim vegetables sebzeler, so bu yüzden I ben stay kalırım healthy sağlıklı

65.3 It O rained yağmur yağdı so bu yüzden we biz canceled iptal ettik the - picnic piknik

65.4 He O (erkek) studied çalıştı hard sıkı, so bu yüzden he o passed geçti the - exam sınav

65.5 My Benim computer bilgisayarım is -dır not değil working çalışıyor, so bu yüzden I ben need ihtiyacım var to - buy satın almak a bir new yeni one tane

65.6 Can -Ebilir you sen speak konuşmak more daha slowly yavaş, so ki böylece I ben can -Ebilir understand anlamak you seni?

65.7 He O (erkek) was idi so o kadar surprised şaşırmış by ile the - news haber

65.8 The - coffee kahve was idi so çok hot sıcak that ki I ben couldn't -Emedim drink içmek it onu

65.9 I Ben think düşünüyorum so öyle too de

65.10 I Ben enjoy hoşlanırım reading, so bu yüzden I ben go giderim to - the - library kütüphane often sık sık

65.11 She O (kadın) loves sever dancing dans etmeyi, so bu nedenle she o takes alır lessons dersler every her week hafta

65.12 Is mı that o so? öyle mi?

65.13 They Onlar arrived vardılar early erken, so böylece they onlar got elde ettiler good iyi seats koltuklar

65.14 The - movie film was idi not değil so o kadar interesting ilginç as olarak I ben expected beklediğim

65.15 If Eğer you sen want istiyorsan to - learn öğrenmek English İngilizce, so o zaman you sen must zorundasın practice pratik yapmak every her day gün

✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾

Bölüm B (Tam İngilizce Cümleler ve Türkçe Çevirileri)

65.1 She was so tired after the long journey. O, uzun yolculuktan sonra çok yorgundu.

65.2 I eat vegetables, so I stay healthy. Ben sebze yerim, bu yüzden sağlıklı kalırım.

65.3 It rained, so we canceled the picnic. Yağmur yağdı, bu yüzden pikniği iptal ettik.

65.4 He studied hard, so he passed the exam. O sıkı çalıştı, bu yüzden sınavı geçti.

65.5 My computer is not working, so I need to buy a new one. Bilgisayarım çalışmıyor, bu yüzden yeni bir tane satın almam gerekiyor.

65.6 Can you speak more slowly, so I can understand you? Daha yavaş konuşabilir misin ki seni anlayabileyim?

65.7 He was so surprised by the news. O, haberle o kadar şaşırmıştı ki.

65.8 The coffee was so hot that I couldn't drink it. Kahve o kadar sıcaktı ki içemedim.

65.9 I think so too. Ben de öyle düşünüyorum.

65.10 I enjoy reading, so I go to the library often. Okumaktan hoşlanırım, bu yüzden kütüphaneye sık sık giderim.

65.11 She loves dancing, so she takes lessons every week. O dans etmeyi sever, bu nedenle her hafta ders alır.

65.12 Is that so? Öyle mi?

65.13 They arrived early, so they got good seats. Onlar erken vardılar, böylece iyi koltuklar elde ettiler.

65.14 The movie was not so interesting as I expected. Film beklediğim kadar ilginç değildi.

65.15 If you want to learn English, so you must practice every day. Eğer İngilizce öğrenmek istiyorsan, o zaman her gün pratik yapmalısın.

✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾

Bölüm C (Sadece İngilizce Metin)

65.1 She was so tired after the long journey.

65.2 I eat vegetables, so I stay healthy.

65.3 It rained, so we canceled the picnic.

65.4 He studied hard, so he passed the exam.

65.5 My computer is not working, so I need to buy a new one.

65.6 Can you speak more slowly, so I can understand you?

65.7 He was so surprised by the news.

65.8 The coffee was so hot that I couldn't drink it.

65.9 I think so too.

65.10 I enjoy reading, so I go to the library often.

65.11 She loves dancing, so she takes lessons every week.

65.12 Is that so?

65.13 They arrived early, so they got good seats.

65.14 The movie was not so interesting as I expected.

65.15 If you want to learn English, so you must practice every day.

✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾

Bölüm D (Dilbilgisi Açıklaması)

Türkçe konuşanlar için "so" kelimesinin kullanımıyla ilgili önemli noktalar: -

Sebep-Sonuç İlişkisi (Bu yüzden, Bu nedenle, Dolayısıyla): -

İngilizce'de "so" iki cümleyi bağlamak için kullanılır ve bir neden-sonuç ilişkisi kurar. -

Örnek: "It rained, so we canceled the picnic." (Yağmur yağdı, bu yüzden pikniği iptal ettik.) -

Türkçe'de bu anlamda genellikle "bu yüzden", "bu nedenle", "dolayısıyla" kullanılır. -

Derece Belirteci (Çok, O kadar): -

"So" sıfatların veya zarfların önünde yoğunluğu veya derecesini belirtmek için kullanılır. -

Örnek: "She was so tired." (O çok yorgundu.) -

Türkçe'de bu anlamda genellikle "çok" veya "o kadar" kullanılır. -

"So...that" Yapısı (O kadar...ki): -

İngilizce'de sonuç bildirmek için "so...that" yapısı kullanılır. -

Örnek: "The coffee was so hot that I couldn't drink it." (Kahve o kadar sıcaktı ki içemedim.) -

Türkçe'de bu yapı "o kadar...ki" şeklinde ifade edilir. -

Onaylama ve Kabul (Öyle, Tamam): -

"So" bazen bir fikri veya ifadeyi onaylamak için kullanılır. -

Örnek: "I think so too." (Ben de öyle düşünüyorum.) -

Türkçe'de bu anlamda genellikle "öyle" veya "tamam" kullanılır. -

Soru Olarak "So" (Öyle mi): -

"So" soru formunda şaşkınlık veya onaylama istemek için kullanılır. -

Örnek: "Is that so?" (Öyle mi?) -

Türkçe'de bu kullanım "öyle mi" veya "gerçekten mi" şeklinde ifade edilir. -

Önemli Farklar: -

Türkçe'de, İngilizce'deki "so" kelimesinin farklı anlamları için farklı kelimeler kullanılır. -

"So" kelimesinin cümlede konumu Türkçe'den farklı olabilir. -

İngilizce'de "so" genellikle cümle ortasında kullanılırken, Türkçe karşılıkları cümlenin farklı yerlerinde olabilir.

✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾

Bölüm E (Kültürel Not)

"So" kelimesinin İngiliz ve Amerikan kültüründeki kullanımı: -

Günlük Konuşmada "So": -

İngilizce konuşanlar, özellikle Amerikalılar, günlük konuşmalarında "so" kelimesini çok sık kullanırlar. Bazen bir konuşmaya başlamak için bile "So..." diyebilirler. -

Türk kültüründe konuşmaya direkt konuyla başlamak daha yaygınken, İngilizce konuşanlar "So, how was your day?" (Ee, günün nasıldı?) gibi cümlelerle söze girebilirler. -

Sosyal Etkileşimde "So": -

İngilizce konuşanlar arasında "I think so" (Öyle düşünüyorum) veya "I guess so" (Sanırım öyle) gibi ifadeler, kesin olmayan ama olumlu bir yanıt vermek için çok yaygındır. -

Türkçe'de bu tür ifadeler yerine genellikle "Galiba", "Herhalde" veya "Sanırım" kullanılır. -

Konuşma Akışında "So": -

İngiliz ve Amerikan kültüründe "so" kelimesi konuşmaları bağlamak ve devam ettirmek için sıkça kullanılır. -

"So, as I was saying..." (Ee, dediğim gibi...) veya "So, what happened next?" (Ee, sonra ne oldu?) gibi ifadeler yaygındır. -

Türkçe'de bu bağlantıları kurmak için genellikle "Yani", "Neyse", "Şimdi" gibi kelimeler kullanılır. -

İş ve Akademik Ortamlarda "So": -

Profesyonel ortamlarda İngilizce konuşanlar sonuç belirtmek için "so" kullanımına sıkça başvururlar. -

"We need more resources, so we'll have to adjust the budget." (Daha fazla kaynağa ihtiyacımız var, bu yüzden bütçeyi ayarlamamız gerekecek.) -

Türkçe iş ortamında bu tür bağlantılar için genellikle "dolayısıyla", "bu sebeple" veya "bundan dolayı" kullanılır. -

Kültürel Vurgular: -

Amerikan kültüründe "so" kelimesini vurgulu kullanmak (özellikle "sooooo") abartı veya heyecan belirtir. -

"It was sooooo good!" (O kadarrrr güzeldi!) -

Türkçe'de benzer bir abartı için kelimenin uzatılması yerine genellikle "çok çok", "aşırı" gibi ifadeler tercih edilir.

✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾

Bölüm F (Edebi Alıntı)

Bölüm F-A (Ayrıntılı İngilizce-Türkçe Metin)

"And Ve so böylece, the - adventure macera begins. başlar." - J.K. Rowling, Harry Potter and the Philosopher's Stone Harry Potter ve Felsefe Taşı

Bölüm F-B (Tam Çeviri)

"And so, the adventure begins." "Ve böylece, macera başlar."

Bölüm F-C (Edebi Analiz)

Bu alıntı, J.K. Rowling'in dünyaca ünlü "Harry Potter" serisinin ilk kitabından gelmektedir. Burada "so" kelimesi, bir durumdan doğal olarak sonuç çıkarma anlamında kullanılmıştır. Yazarın bu basit ama güçlü cümlesi, okuyucuyu yeni bir maceraya davet eder niteliktedir. "So" kelimesi burada bir bağlaç görevi görüyor ve önceki olayların doğal bir sonucu olarak maceranın başladığını ifade ediyor.

Bölüm F-D (Dilbilgisi Notları)

-

"And so" ifadesi, İngilizce'de sıkça kullanılan bir geçiş ifadesidir. -

Burada "so" kelimesi sonuç bildiren bir bağlaç olarak kullanılmıştır. -

Türkçe'de bu ifade "ve böylece" veya "ve böylelikle" olarak çevrilir. -

Bu tür kullanımlarda "so" kelimesi, önceki olayların doğal bir sonucunu ifade eder. -

Edebi metinlerde "so" özellikle hikaye anlatımında akışı sağlamak için yaygın olarak kullanılır.

✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾

Tür Bölümü: Günlük Yazı (Diary Entry)

Bölüm A (Ayrıntılı İngilizce-Türkçe Metin)

65.16 Dear Sevgili Diary, Günlük, today bugün was idi so o kadar overwhelming bunaltıcı that ki I ben don't -mıyorum know bilmek where nerede to - begin başlamak

65.17 I Ben woke up uyandım late geç, so bu yüzden I ben had to zorunda kaldım rush acele etmek to - catch yakalamak the - bus otobüs

65.18 When Ne zaman I ben finally sonunda arrived vardım at -e school okul, my benim teacher öğretmenim was idi so çok angry kızgın with ile me bana

65.19 She O (kadın) said dedi I ben had -mıştım missed kaçırmak an bir important önemli test test, so bu yüzden I ben would -ecektim have to zorunda olmak take almak it onu during sırasında lunch break öğle arası

65.20 I Ben was idim so o kadar upset üzgün that ki I ben could -Ebildim barely zar zor focus odaklanmak on -e my benim other diğer classes dersler

65.21 At Sırasında lunch, öğle yemeği, my benim friend arkadaşım Sara Sara saw gördü that ki I ben was idim sad üzgün, so bu yüzden she o shared paylaştı her onun sandwich sandviç with ile me beni

65.22 That Bu made yaptı me beni feel hissettirmek a bit biraz better daha iyi, so bu yüzden I ben was idim able to -Ebilmek concentrate konsantre olmak on -e the - test test

65.23 I Ben think düşünüyorum I ben did yaptım well iyi, so bu yüzden perhaps belki the - day gün wasn't değildi a bir complete tam disaster felaket

65.24 After Sonra school, okul, it o started başladı to - rain yağmur yağmak so o kadar heavily şiddetli that ki I ben got oldum soaked sırılsıklam

65.25 I Ben didn't -medim have sahip olmak an bir umbrella şemsiye, so bu yüzden I ben used kullandım my benim jacket ceket to - cover örtmek my benim head baş

65.26 When Ne zaman I ben got vardım home eve, my benim mother annem saw gördü me beni all tamamen wet ıslak and ve was idi so çok worried endişeli

65.27 She O (kadın) made yaptı me bana hot sıcak tea çay, so bu yüzden I ben wouldn't -meyeceğim catch yakalamak a bir cold soğuk algınlığı

65.28 I Ben told anlattım her ona about hakkında my benim day gün, and ve she o said dedi that ki everyone herkes has var bad kötü days günler, so bu yüzden I ben shouldn't -memeliyim worry endişelenmek too çok much fazla

65.29 My Benim little küçük brother kardeşim had -mıştı made yapmak a bir drawing çizim for için me beni, so bu yüzden that bu cheered neşelendirdi me beni up yukarı even daha da more fazla

65.30 Now Şimdi I'm ben-im tired yorgun, so bu yüzden I'll ben-eceğim go gitmek to - bed yatak early erken tonight bu gece - and ve I ben hope umuyorum tomorrow yarın will -ecek be olmak so çok much daha better! iyi!

Bölüm B (Tam İngilizce Cümleler ve Türkçe Çevirileri)

65.16 Dear Diary, today was so overwhelming that I don't know where to begin. Sevgili Günlük, bugün o kadar bunaltıcıydı ki nereden başlayacağımı bilmiyorum.

65.17 I woke up late, so I had to rush to catch the bus. Geç uyandım, bu yüzden otobüsü yakalamak için acele etmek zorunda kaldım.

65.18 When I finally arrived at school, my teacher was so angry with me. Sonunda okula vardığımda, öğretmenim bana çok kızgındı.

65.19 She said I had missed an important test, so I would have to take it during lunch break. Önemli bir testi kaçırdığımı söyledi, bu yüzden öğle tatili sırasında onu almak zorunda kalacaktım.

65.20 I was so upset that I could barely focus on my other classes. O kadar üzgündüm ki diğer derslerime zor odaklanabildim.

65.21 At lunch, my friend Sara saw that I was sad, so she shared her sandwich with me. Öğle yemeğinde, arkadaşım Sara üzgün olduğumu gördü, bu yüzden sandviçini benimle paylaştı.

65.22 That made me feel a bit better, so I was able to concentrate on the test. Bu beni biraz daha iyi hissettirdi, bu yüzden teste konsantre olabildim.

65.23 I think I did well, so perhaps the day wasn't a complete disaster. Sanırım iyi yaptım, bu yüzden belki de gün tam bir felaket değildi.

65.24 After school, it started to rain so heavily that I got soaked. Okuldan sonra, yağmur o kadar şiddetli yağmaya başladı ki sırılsıklam oldum.

65.25 I didn't have an umbrella, so I used my jacket to cover my head. Şemsiyem yoktu, bu yüzden başımı örtmek için ceketimi kullandım.

65.26 When I got home, my mother saw me all wet and was so worried. Eve vardığımda, annem beni tamamen ıslak gördü ve çok endişelendi.

65.27 She made me hot tea, so I wouldn't catch a cold. Bana sıcak çay yaptı, böylece soğuk algınlığı yakalamayacaktım.

65.28 I told her about my day, and she said that everyone has bad days, so I shouldn't worry too much. Ona günümden bahsettim, ve o herkesin kötü günleri olduğunu, bu yüzden çok fazla endişelenmemem gerektiğini söyledi.

65.29 My little brother had made a drawing for me, so that cheered me up even more. Küçük kardeşim benim için bir resim yapmıştı, bu yüzden bu beni daha da neşelendirdi.

65.30 Now I'm tired, so I'll go to bed early tonight - and I hope tomorrow will be so much better! Şimdi yorgunum, bu yüzden bu gece erken yatacağım - ve umarım yarın çok daha iyi olur!

Bölüm C (Sadece İngilizce Metin)

65.16 Dear Diary, today was so overwhelming that I don't know where to begin.

65.17 I woke up late, so I had to rush to catch the bus.

65.18 When I finally arrived at school, my teacher was so angry with me.

65.19 She said I had missed an important test, so I would have to take it during lunch break.

65.20 I was so upset that I could barely focus on my other classes.

65.21 At lunch, my friend Sara saw that I was sad, so she shared her sandwich with me.

65.22 That made me feel a bit better, so I was able to concentrate on the test.

65.23 I think I did well, so perhaps the day wasn't a complete disaster.

65.24 After school, it started to rain so heavily that I got soaked.

65.25 I didn't have an umbrella, so I used my jacket to cover my head.

65.26 When I got home, my mother saw me all wet and was so worried.

65.27 She made me hot tea, so I wouldn't catch a cold.

65.28 I told her about my day, and she said that everyone has bad days, so I shouldn't worry too much.

65.29 My little brother had made a drawing for me, so that cheered me up even more.

65.30 Now I'm tired, so I'll go to bed early tonight - and I hope tomorrow will be so much better!

Bölüm D (Günlük Yazıları için Dilbilgisi Notları)

Günlük yazılarında "so" kelimesinin kullanımıyla ilgili özel dilbilgisi notları: -

Duygusal İfadelerde "So": -

Günlük yazılarında "so" kelimesi sıklıkla duyguların yoğunluğunu belirtmek için kullanılır. -

"I was so upset" (Çok üzgündüm) gibi ifadeler kişisel deneyimleri vurgulamak için yaygındır. -

Türkçe'de bu duygusal vurgu için genellikle "çok", "aşırı" veya "oldukça" kullanılır. -

Neden-Sonuç İlişkisinde "So": -

Günlük yazılarında olaylar arasındaki neden-sonuç ilişkisini kurmak için "so" çok sık kullanılır. -

"I woke up late, so I had to rush" (Geç uyandım, bu yüzden acele etmek zorunda kaldım) gibi. -

Türkçe günlük yazılarında benzer bağlantılar için "bu yüzden", "bundan dolayı" veya "bu nedenle" kullanılır. -

"So...that" Yapısının Günlüklerde Kullanımı: -

Günlük yazılarında durum ve sonuç arasındaki bağlantıyı vurgulamak için "so...that" yapısı sıkça kullanılır. -

"It started to rain so heavily that I got soaked" (Yağmur o kadar şiddetli yağmaya başladı ki sırılsıklam oldum). -

Türkçe günlüklerde bu yapı "o kadar...ki" şeklinde karşılık bulur. -

Günlüklerde Konuşma Dilinde "So" Kullanımı: -

Günlük yazıları genellikle konuşma diline yakın olduğundan, "so" kelimesi daha rahat ve doğal bir şekilde kullanılır. -

"So I'll go to bed early tonight" (Bu yüzden bu gece erken yatacağım) gibi cümleler resmi yazılarda pek görülmezken günlüklerde yaygındır. -

Türkçe günlüklerde benzer şekilde daha günlük bir dil kullanılır ve "bu yüzden", "e işte" gibi ifadeler daha sıktır. -

"So" Kelimesinin Günlüklerde Farklı Pozisyonlardaki Kullanımı: -

Günlük yazılarında "so" hem cümle başında hem de cümle ortasında kullanılabilir. -

Cümle başında: "So I decided to..." (Bu yüzden ... yapmaya karar verdim) -

Cümle ortasında: "I was tired, so I went home" (Yorgundum, bu yüzden eve gittim) -

Türkçe günlüklerde bağlaçların konumu daha esnektir ancak genellikle "bu yüzden" ifadesi cümle ortasında yer alır. -

Sonuç ve Umut İfadelerinde "So": -

Günlük yazılarının sonunda sıklıkla "so" ile başlayan sonuç veya umut cümleleri yer alır. -

"So that's all for today" (Bugünlük bu kadar) veya "So I hope tomorrow will be better" (Bu yüzden umarım yarın daha iyi olur). -

Türkçe günlüklerde benzer şekilde "işte böyle" veya "bu yüzden umuyorum ki" gibi ifadelerle günlük yazıları sonlandırılır.

✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾

---

← Lesson 64 ↩ Course Index Lesson 66 →