← İngilizceyi Birlikte Öğrenelim
###
67.1 Her Onun mother annesi is -dır a bir doctor doktor at -de the - local yerel hospital hastane
67.2 We Biz visited ziyaret ettik her onun house evini last geçen weekend hafta sonu
67.3 Every Her student öğrenci must zorunlu complete tamamlamalı her kendi assignment ödevini by kadar Friday Cuma günü
67.4 The - teacher öğretmen gave verdi her ona a bir new yeni book kitap to için read okumak
67.5 I Ben admire hayranım her onun dedication adanmışlığına to -e helping yardım etmek others başkalarına
67.6 Please Lütfen return iade et her onun pen kalemini when -diğinde you sen are -sin finished bitirmiş
67.7 The - company şirket recognized takdir etti her onun achievements başarılarını with ile an bir award ödül
67.8 She O lost kaybetti her onun keys anahtarlarını somewhere bir yerde in içinde the - park park
67.9 They Onlar congratulated tebrik ettiler her onu on için the - promotion terfi
67.10 Her Onun brother erkek kardeşi studies okuyor engineering mühendislik at -de university üniversite
67.11 I Ben met tanıştım her onunla during sırasında the - conference konferans in -de Istanbul İstanbul
67.12 The - dog köpek followed takip etti her onu all bütün the - way yol boyunca home eve
67.13 Her Onun ideas fikirleri inspired ilham verdi the - whole bütün team ekibe
67.14 Could -ebilir misin you sen help yardım et her ona with ile the - project proje?
67.15 We Biz all hepimiz appreciated takdir ettik her onun efforts çabalarını to için organize düzenlemek the - event etkinliği
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
67.1 Her mother is a doctor at the local hospital. Onun annesi yerel hastanede bir doktordur.
67.2 We visited her house last weekend. Geçen hafta sonu onun evini ziyaret ettik.
67.3 Every student must complete her assignment by Friday. Her öğrenci Cuma gününe kadar kendi ödevini tamamlamalıdır.
67.4 The teacher gave her a new book to read. Öğretmen ona okumak için yeni bir kitap verdi.
67.5 I admire her dedication to helping others. Onun başkalarına yardım etme konusundaki adanmışlığına hayranım.
67.6 Please return her pen when you are finished. Lütfen bitirdiğinde onun kalemini iade et.
67.7 The company recognized her achievements with an award. Şirket onun başarılarını bir ödülle takdir etti.
67.8 She lost her keys somewhere in the park. O, anahtarlarını parkta bir yerde kaybetti.
67.9 They congratulated her on the promotion. Onlar onu terfi için tebrik ettiler.
67.10 Her brother studies engineering at university. Onun erkek kardeşi üniversitede mühendislik okuyor.
67.11 I met her during the conference in Istanbul. Onunla İstanbul'daki konferans sırasında tanıştım.
67.12 The dog followed her all the way home. Köpek onu eve kadar bütün yol boyunca takip etti.
67.13 Her ideas inspired the whole team. Onun fikirleri bütün ekibe ilham verdi.
67.14 Could you help her with the project? Ona proje ile yardım edebilir misin?
67.15 We all appreciated her efforts to organize the event. Hepimiz onun etkinliği düzenlemek için gösterdiği çabaları takdir ettik.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
67.1 Her mother is a doctor at the local hospital.
67.2 We visited her house last weekend.
67.3 Every student must complete her assignment by Friday.
67.4 The teacher gave her a new book to read.
67.5 I admire her dedication to helping others.
67.6 Please return her pen when you are finished.
67.7 The company recognized her achievements with an award.
67.8 She lost her keys somewhere in the park.
67.9 They congratulated her on the promotion.
67.10 Her brother studies engineering at university.
67.11 I met her during the conference in Istanbul.
67.12 The dog followed her all the way home.
67.13 Her ideas inspired the whole team.
67.14 Could you help her with the project?
67.15 We all appreciated her efforts to organize the event.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
Türkçe konuşanlar için İngilizce'deki "her" kelimesinin kullanımını anlamaya yönelik önemli noktalar: -
"Her" kelimesinin temel kullanımları: -
İyelik sıfatı olarak: "Onun" anlamında, kadın cinsiyetinde bir kişiye ait bir şeyi belirtir -
Her book (Onun kitabı) -
Her car (Onun arabası) -
Nesne zamiri olarak: "Ona/Onu" anlamında, cümlenin nesnesi olarak kullanılır -
I saw her (Onu gördüm) -
They told her (Ona söylediler) -
Türkçe ile İngilizce arasındaki önemli farklar: -
Türkçe'de iyelik ekleri (-i, -ı, -u, -ü, -si, -sı, -su, -sü) kullanılırken, İngilizce'de ayrı bir kelime kullanılır -
Kitabı (her book) -
Arabası (her car) -
Türkçe'de cinsiyet ayrımı yoktur; "onun" hem erkek hem kadın için kullanılır. İngilizce'de ise "her" sadece kadın cinsiyet için kullanılır -
Onun kitabı (her book - kadın için / his book - erkek için) -
"Her" kullanımının yaygın hataları: -
"Her" yerine "she" kullanmak: "Her book is interesting" (doğru) / "She book is interesting" (yanlış) -
"Her" ve "his" karıştırmak: Kişinin cinsiyetine göre doğru olanı seçmek önemlidir -
Cümledeki konumu: -
İyelik sıfatı olarak her zaman isimden önce gelir: "her book" (onun kitabı) -
Nesne zamiri olarak genellikle fiilden sonra gelir: "I saw her" (Onu gördüm) -
"Her" ile ilgili önemli kalıplar: -
Her own: Kendisinin (She has her own car - Kendisinin arabası var) -
By herself: Kendi başına (She did it by herself - Bunu kendi başına yaptı) -
Give her a hand: Ona yardım etmek (Let's give her a hand - Ona yardım edelim)
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
İngilizce'deki "her" kelimesinin kullanımı Türkçe'deki karşılıklarından farklı kültürel bağlamlar içerir: -
Cinsiyet belirtme: -
İngilizce'de kişilere referans verirken cinsiyet belirtmek neredeyse her zaman gereklidir. Zamirlerin (he/she) ve iyelik sıfatlarının (his/her) cinsiyete göre seçilmesi zorunludur. -
Türkçe'de ise "o" ve "onun" kelimeleri cinsiyetten bağımsızdır, bu da dil kullanımında kültürel bir farklılık yaratır. -
Modern kullanım eğilimleri: -
Günümüzde İngilizce konuşulan ülkelerde, cinsiyete özgü "her" ve "his" yerine daha kapsayıcı ifadeler tercih edilebilmektedir. -
"Every student must complete her assignment" yerine "Every student must complete their assignment" kullanımı yaygınlaşmaktadır. -
Türkçe'de böyle bir sorun olmadığından, Türkçe konuşanlar için bu hassasiyet bazen yabancı gelebilir. -
Sosyal bağlamlar: -
İş dünyasında ve resmi ortamlarda İngilizce konuşurken, "her" ve "his" kullanımına dikkat etmek önemlidir. -
Bazı durumlarda bir kadından bahsederken "her" kullanmamak saygısızlık olarak algılanabilir. -
Tarihsel perspektif: -
Geleneksel İngilizce'de belirsiz tekil şahıslar için "he/his" kullanılırdı. -
Modern İngilizce'de bu yaklaşım değişmiş, daha kapsayıcı kullanımlar benimsenmiştir. -
Türkçe'de ise zamirlerde cinsiyet ayrımı hiçbir zaman olmamıştır. -
Günlük dilde karşılıklar: -
Türkçe'de "abla", "bacı", "kız kardeş" gibi hitaplar yerine İngilizce'de daha çok "she" ve "her" kullanılır. -
"Hanımefendi", "bayan" gibi saygı ifadeleri İngilizce'de "she" ve "her" ile birlikte "madam", "lady", "Ms." gibi kelimelerle karşılanır.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
"A "Bir woman kadın is -dir like gibi a bir tea çay bag; poşeti; you sen never asla know bilmezsin how ne kadar strong güçlü she onun is olduğunu until kadar she o gets olana in içinde hot sıcak water" su" - Eleanor Roosevelt - Eleanor Roosevelt
"A woman is like a tea bag; you never know how strong she is until she gets in hot water." "Bir kadın çay poşeti gibidir; sıcak suya girene kadar ne kadar güçlü olduğunu asla bilemezsin." - Eleanor Roosevelt
Bu alıntı, ABD'nin eski First Lady'si Eleanor Roosevelt'e atfedilir. Bu metafor, zorluk zamanlarında (sıcak su) kadınların gösterdiği dayanıklılık ve güç ile çay poşetinin sıcak suda özünü serbest bırakması arasında bir benzerlik kurar. İngilizce'de "her" ve "she" gibi dişil zamirler özel bir anlam taşır ve bu alıntıda olduğu gibi kadınlara özgü deneyimleri ve güçlü yönleri vurgulamak için kullanılır. Bu alıntıda "she" ve "her" zamirlerinin kullanımı, kadınların güçlü karakterini ve zorluklarla başa çıkma yeteneğini vurgulamaktadır.
-
"She is" ifadesinde "she" özne zamiri, "is" ise şimdiki zamanda "olmak" fiilidir. -
"How strong she is" bir yan cümledir ve "she" burada öznedir. -
"Her strength" (alıntıda doğrudan geçmese de ilgili bir ifade olarak) dişil iyelik sıfatı "her" kullanımına örnektir. -
Türkçe'de "o" ve "onun" cinsiyetsiz olduğundan, çeviride cinsiyet bilgisi sadece bağlamdan anlaşılır. -
İngilizce'de "she" ve "her" kelimeleri kadınlar için belirli ve özel zamirlerdir, bu da İngilizce'nin dil yapısının cinsiyete verdiği önemi gösterir.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
67.16 Leyla Leyla watched izledi as -ken her onun grandmother büyükannesi carefully dikkatle prepared hazırlıyordu the - traditional geleneksel Turkish Türk tea çayını
67.17 Since Beri her onun childhood, çocukluğundan, this bu ritual ritüel had -mıştı been ol- one bir of -den her onun favorite en sevdiği moments anlardan of - connection bağlantı
67.18 Her Onun grandmother's büyükannesinin hands, elleri, though rağmen wrinkled kırışmış olmasına with ile age, yaş, moved hareket ediyordu with ile surprising şaşırtıcı grace zarafet and ve precision kesinlik
67.19 She O handed uzattı her ona a bir delicate narin glass bardak of - steaming buğulanan amber kehribar renkli liquid sıvı
67.20 "Take "Al it, onu, my benim dear," canım," she o said, dedi, "and "ve tell anlat me bana about hakkında her onun new yeni job işinin
67.21 Leyla Leyla smiled gülümsedi at -e her ona and ve began başladı to -meye describe anlatmaya her onun first ilk week haftasını as olarak a bir teacher öğretmen
67.22 "The " students Öğrenciler respect saygı duyuyorlar her ona so çok much," fazla," said dedi the - principal müdür during sırasında my benim interview," mülakatımın," she o explained açıkladı
67.23 Her Onun grandmother büyükannesi nodded başını salladı knowingly, bilir şekilde, her onun eyes gözleri twinkling parlıyordu with ile pride gurur
67.24 "I "Ben still hala remember hatırlıyorum her onu first ilk day gününü of - school," okulun," she o reminisced, anımsadı, "how "nasıl nervous gergin you senin were olduğunu about hakkında making yapmak friends" arkadaşlar"
67.25 "And "Ve now şimdi look bak at -e her," ona," she o continued, devam etti, "teaching "öğretiyor her kendi own - classroom sınıfına of - children" çocukların"
67.26 The - afternoon öğleden sonra sun güneş streamed süzülüyordu through içinden the - window, pencerenin, casting düşürerek her onun shadow gölgesini on üzerine the - wall duvarın
67.27 Her Onun thoughts düşünceleri drifted sürüklendi to -e her onun own kendi classroom, sınıfına, where nerede she onun had -mıştı hung as- colorful renkli maps haritalar just tam yesterday dün
67.28 "I "Ben think düşünüyorum one bir of -den my benim students öğrencilerimden reminds hatırlatıyor me bana of -i her," onu," Leyla Leyla said, dedi, pointing işaret ederek to -e a bir childhood çocukluk photograph fotoğrafına on üzerinde the - shelf rafın
67.29 Her Onun grandmother büyükannesi leaned eğildi closer, daha yakına, adjusting düzelterek her onun glasses gözlüklerini to için see görmek better daha iyi
67.30 "That's "Bu the - beauty güzelliği of - teaching," öğretmenliğin," she o said, dedi, "her "onun journey yolculuğu is -dır just sadece beginning, başlıyor, just tıpkı as gibi yours seninkinin did" yaptığı"
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
67.16 Leyla watched as her grandmother carefully prepared the traditional Turkish tea. Leyla, büyükannesi geleneksel Türk çayını dikkatle hazırlarken izledi.
67.17 Since her childhood, this ritual had been one of her favorite moments of connection. Çocukluğundan beri, bu ritüel onun en sevdiği bağlantı anlarından biri olmuştu.
67.18 Her grandmother's hands, though wrinkled with age, moved with surprising grace and precision. Büyükannesinin elleri, yaşla kırışmış olmasına rağmen, şaşırtıcı bir zarafet ve kesinlikle hareket ediyordu.
67.19 She handed her a delicate glass of steaming amber liquid. Ona buğulanan kehribar renkli sıvıyla dolu narin bir bardak uzattı.
67.20 "Take it, my dear," she said, "and tell me about her new job." "Al onu, canım," dedi, "ve bana onun yeni işi hakkında anlat."
67.21 Leyla smiled at her and began to describe her first week as a teacher. Leyla ona gülümsedi ve bir öğretmen olarak ilk haftasını anlatmaya başladı.
67.22 "The students respect her so much," said the principal during my interview," she explained. "Öğrenciler ona çok fazla saygı duyuyorlar," dedi müdür mülakatım sırasında," diye açıkladı.
67.23 Her grandmother nodded knowingly, her eyes twinkling with pride. Büyükannesi bilir şekilde başını salladı, gözleri gururla parlıyordu.
67.24 "I still remember her first day of school," she reminisced, "how nervous you were about making friends." "Onun ilk okul gününü hala hatırlıyorum," diye anımsadı, "arkadaşlar yapmak konusunda ne kadar gergin olduğunu."
67.25 "And now look at her," she continued, "teaching her own classroom of children." "Ve şimdi ona bak," diye devam etti, "kendi sınıfındaki çocuklara öğretiyor."
67.26 The afternoon sun streamed through the window, casting her shadow on the wall. Öğleden sonra güneşi pencereden süzülüyor, onun gölgesini duvara düşürüyordu.
67.27 Her thoughts drifted to her own classroom, where she had hung colorful maps just yesterday. Onun düşünceleri kendi sınıfına sürüklendi, dün tam orada renkli haritalar asmıştı.
67.28 "I think one of my students reminds me of her," Leyla said, pointing to a childhood photograph on the shelf. "Öğrencilerimden biri bana onu hatırlatıyor," dedi Leyla, raftaki bir çocukluk fotoğrafını işaret ederek.
67.29 Her grandmother leaned closer, adjusting her glasses to see better. Büyükannesi daha iyi görmek için gözlüklerini düzelterek daha yakına eğildi.
67.30 "That's the beauty of teaching," she said, "her journey is just beginning, just as yours did." "Bu öğretmenliğin güzelliği," dedi, "onun yolculuğu tıpkı seninkinin yaptığı gibi sadece başlıyor."
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
67.16 Leyla watched as her grandmother carefully prepared the traditional Turkish tea.
67.17 Since her childhood, this ritual had been one of her favorite moments of connection.
67.18 Her grandmother's hands, though wrinkled with age, moved with surprising grace and precision.
67.19 She handed her a delicate glass of steaming amber liquid.
67.20 "Take it, my dear," she said, "and tell me about her new job."
67.21 Leyla smiled at her and began to describe her first week as a teacher.
67.22 "The students respect her so much," said the principal during my interview," she explained.
67.23 Her grandmother nodded knowingly, her eyes twinkling with pride.
67.24 "I still remember her first day of school," she reminisced, "how nervous you were about making friends."
67.25 "And now look at her," she continued, "teaching her own classroom of children."
67.26 The afternoon sun streamed through the window, casting her shadow on the wall.
67.27 Her thoughts drifted to her own classroom, where she had hung colorful maps just yesterday.
67.28 "I think one of my students reminds me of her," Leyla said, pointing to a childhood photograph on the shelf.
67.29 Her grandmother leaned closer, adjusting her glasses to see better.
67.30 "That's the beauty of teaching," she said, "her journey is just beginning, just as yours did."
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
Kısa hikayede "her" kullanımına ilişkin özel dilbilgisi notları: -
İyelik bildirme çeşitleri: -
Doğrudan iyelik: "her grandmother" (onun büyükannesi), "her glasses" (onun gözlükleri) -
İki kez iyelik: "her grandmother's hands" (onun büyükannesinin elleri) -
Soyut kavramlarla: "her thoughts" (onun düşünceleri), "her journey" (onun yolculuğu) -
Nesne olarak kullanımı: -
Doğrudan nesne: "handed her" (ona uzattı), "look at her" (ona bak) -
Dolaylı anlatımda: "reminds me of her" (bana onu hatırlatıyor) -
Farklı zamanlarla kullanımı: -
Geçmiş zamanda: "had been her favorite" (onun favorisi olmuştu) -
Şimdiki zamanda: "her journey is beginning" (onun yolculuğu başlıyor) -
Geniş zamanda bildirim: "her grandmother prepares tea" (onun büyükannesi çay hazırlar) -
Anlatım içinde "her" zamirinin çeşitlemeleri: -
Karakterlerin konuşmasında: "tell me about her new job" (bana onun yeni işi hakkında anlat) -
Dolaylı anlatımda: "the principal said during my interview" (müdür mülakatım sırasında söyledi) -
Betimleyici kullanım: "her eyes twinkling" (onun gözleri parlıyordu) -
Türkçe çevirilerindeki farklılıklar: -
Bazen açıkça "onun" olarak çevrilir: "her grandmother" (onun büyükannesi) -
Bazen çeviride düşer: "her own classroom" (kendi sınıfı) -
Bazen nesne eki olarak: "handed her" (ona uzattı) -
Bazen "onu" olarak: "look at her" (ona bak) -
Anlatımda belirsizlikle başa çıkma: -
"She handed her" cümlesinde iki "her" zamiri potansiyel kafa karışıklığı yaratabilir -
İngilizce'de bu tür durumlarda isim kullanarak netleştirmek yaygındır: "She handed Leyla" gibi -
Türkçe'de böyle bir belirsizlik daha az görülür çünkü iyelik ve nesne ekleri farklıdır
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
---