← İngilizceyi Birlikte Öğrenelim
###
68.1 The Bu long uzun road yol leads götürür to -e the - mountain dağ
68.2 She O (kadın) has sahip long uzun black siyah hair saç
68.3 How Nasıl long uzun have - you sen been - waiting bekliyor here burada?
68.4 I Ben have - known tanımış him onu for -dir a bir long uzun time zaman
68.5 The Bu movie film was -di too çok long uzun and ve boring sıkıcı
68.6 They Onlar took aldılar a bir long uzun walk yürüyüş in içinde the - park park
68.7 As - long uzun as süre you sen study çalış hard sıkı, you sen will -ecek succeed başarmak
68.8 It Bu is -dir a bir long uzun journey yolculuk from -den Istanbul İstanbul to -e Tokyo Tokyo
68.9 The Bu summer yaz days günler are -dir getting olmak longer daha uzun now şimdi
68.10 I Ben do yaparım not değil like beğenmek long uzun meetings toplantılar without olmadan breaks molalar
68.11 Before Önce the - exam sınav, the - night gece seemed görünüyordu very çok long uzun
68.12 The Bu children çocuklar looked baktılar with ile longing özlem at -e the - ice cream dondurma
68.13 He O (erkek) has sahip dreamed hayal etmiş of - becoming olmak a bir writer yazar for boyunca so o kadar long uzun
68.14 After Sonra a bir long uzun discussion tartışma, we biz finally sonunda reached ulaştık an bir agreement anlaşma
68.15 The Bu giraffe zürafa has sahip a bir long uzun neck boyun to için reach ulaşmak high yüksek branches dallar
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
68.1 The long road leads to the mountain. Uzun yol dağa götürür.
68.2 She has long black hair. O uzun siyah saça sahip.
68.3 How long have you been waiting here? Ne kadar zamandır burada bekliyorsun?
68.4 I have known him for a long time. Onu uzun zamandır tanıyorum.
68.5 The movie was too long and boring. Film çok uzun ve sıkıcıydı.
68.6 They took a long walk in the park. Onlar parkta uzun bir yürüyüşe çıktılar.
68.7 As long as you study hard, you will succeed. Sıkı çalıştığın sürece başaracaksın.
68.8 It is a long journey from Istanbul to Tokyo. İstanbul'dan Tokyo'ya uzun bir yolculuktur.
68.9 The summer days are getting longer now. Yaz günleri şimdi daha uzun oluyor.
68.10 I do not like long meetings without breaks. Molasız uzun toplantıları sevmem.
68.11 Before the exam, the night seemed very long. Sınavdan önce, gece çok uzun görünüyordu.
68.12 The children looked with longing at the ice cream. Çocuklar dondurmalara özlemle baktılar.
68.13 He has dreamed of becoming a writer for so long. O çok uzun zamandır yazar olmayı hayal ediyor.
68.14 After a long discussion, we finally reached an agreement. Uzun bir tartışmanın ardından, sonunda bir anlaşmaya vardık.
68.15 The giraffe has a long neck to reach high branches. Zürafanın yüksek dallara ulaşmak için uzun bir boynu vardır.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
68.1 The long road leads to the mountain.
68.2 She has long black hair.
68.3 How long have you been waiting here?
68.4 I have known him for a long time.
68.5 The movie was too long and boring.
68.6 They took a long walk in the park.
68.7 As long as you study hard, you will succeed.
68.8 It is a long journey from Istanbul to Tokyo.
68.9 The summer days are getting longer now.
68.10 I do not like long meetings without breaks.
68.11 Before the exam, the night seemed very long.
68.12 The children looked with longing at the ice cream.
68.13 He has dreamed of becoming a writer for so long.
68.14 After a long discussion, we finally reached an agreement.
68.15 The giraffe has a long neck to reach high branches.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
Türkçe konuşanlar için "long" kelimesinin kullanımıyla ilgili önemli dilbilgisi noktaları: -
Sıfat olarak "long" (uzun): -
Zamansal uzunluk: "a long time" (uzun bir zaman) -
Fiziksel uzunluk: "long hair" (uzun saç) -
İngilizce'de sıfatlar isimlerden önce gelir (Türkçe'den farklı olarak): "long road" (uzun yol) -
Karşılaştırma: "longer" (daha uzun), "longest" (en uzun) -
Zaman ifadelerinde "long": -
Süre sorularında: "How long...?" (Ne kadar süre...?) -
"For a long time" (uzun zamandır) - Türkçe'deki "-dir" ekine benzer -
Geçmiş olayların süresi için: "I have waited for a long time" (Uzun zamandır bekliyorum) -
"Long" ile özel deyimler: -
"As long as" (... süresince / ... olduğu sürece) - koşul bildiren bir bağlaç -
"No longer" / "not any longer" (artık değil) -
"Long ago" (uzun zaman önce) -
"All day long" (bütün gün boyunca) -
İsim türevi: -
"Longing" (özlem, hasret) - "long" fiilinden türemiş isim -
Türkçe ile karşılaştırma: -
Türkçe'de "uzun" hem sıfat hem de zarf olarak kullanılabilir -
İngilizce'de sıfat olarak "long", zarf olarak "for a long time" veya "long" kullanılır -
Türkçe'deki "-dir" eki İngilizce'de "for" ile ifade edilir: "uzun zamandır" = "for a long time"
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
"Long" kelimesinin İngilizce ve Türk kültüründeki kullanımına dair kültürel notlar: -
Zaman algısı: -
Batı kültüründe "long wait" (uzun bekleyiş) genellikle olumsuz bir şey olarak algılanır. Amerikan ve İngiliz kültüründe zamanında olmak ve verimliliğe önem verilir. -
Türk kültüründe ise beklemek bazen daha tolere edilebilir ve "sabrın sonu selamettir" gibi atasözleriyle sabır teşvik edilir. -
Mesafe kavramı: -
"Long distance" (uzun mesafe) İngilizce konuşulan ülkelerde ve Türkiye'de farklı anlam taşıyabilir. Amerika gibi geniş ülkelerde "uzun mesafe" çok daha büyük kilometreleri ifade edebilir. -
"Long distance relationship" (uzak mesafe ilişkisi) hem Türk hem İngiliz kültüründe benzer zorluklarla ilişkilendirilir. -
İş kültüründe: -
"Long-term planning" (uzun vadeli planlama) Batı iş kültüründe çok önemlidir. -
"Long hours" (uzun saatler) çalışmak Türkiye'de de Batı'da da farklı şekillerde değerlendirilir; Türkiye'de çalışkanlık olarak görülebilirken, Batı'da iş-yaşam dengesi açısından sorgulanabilir. -
Deyimler ve atasözleri: -
İngilizce'de: "In the long run" (uzun vadede), "Long time no see" (uzun zamandır görüşemedik) -
Türkçe'de: "Uzun lafın kısası" - İngilizce'de "to make a long story short" şeklinde benzer bir ifade vardır. -
Farklı bağlamlarda: -
"Long life" (uzun ömür) her iki kültürde de kutlanır, ancak Türk kültüründe yaşlılara saygı daha belirgindir. -
"Longing for home" (eve özlem) Türkçe'deki "sıla hasreti" konseptine benzer, ancak Türk kültüründe daha güçlü bir duygusal çağrışımı olabilir.
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
"Life Hayat is -dir long uzun if eğer you sen know bilirsen how nasıl to - use kullanmak it." onu - Seneca Seneca
"Life is long if you know how to use it." "Hayat, onu nasıl kullanacağını bilirsen uzundur." - Seneca
Bu alıntı, Roma İmparatorluğu döneminde yaşamış Stoik filozof Seneca'ya aittir. Seneca bu sözüyle zamanın göreceli olduğunu ve değerli olduğunu vurgulamaktadır. "Long" (uzun) kelimesi burada sadece zamanın fiziksel ölçüsü değil, aynı zamanda zamanın içeriği ve kalitesini de ifade eder. Seneca, zamanı verimli ve anlamlı bir şekilde kullanırsak, hayatın kısa değil uzun olacağını savunur.
-
"Long" burada bir sıfat olarak "life" ismini nitelendiriyor -
"If" ile başlayan koşul cümlesi kullanılmış (Türkçe'deki "-se/-sa" ekine benzer) -
Cümle basit ve özlü olmasına rağmen derin bir felsefi anlam taşıyor -
"How to use it" yapısı, Türkçe'de "nasıl kullanacağını" şeklinde çevrilir, İngilizce'de "how to" kalıbı önemli bir yapıdır -
"If you know" yapısındaki "if" Türkçe'deki "-sen/-san" ekinin karşılığıdır (bilirsen)
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
68.16 The O long uzun journey yolculuk home eve began başladı on üzerinde a bir rainy yağmurlu Tuesday Salı morning sabahı
68.17 Ayşe Ayşe had -mıştı lived yaşamış in içinde London Londra for boyunca such öyle a bir long uzun time zaman that ki she o had -mıştı almost neredeyse forgotten unutmuş the - smell kokusu of -nin Istanbul İstanbul
68.18 She O stared baktı at -e the - long uzun line sıra of -deki passengers yolcular waiting bekleyen to için board binmek the - plane uçak
68.19 "How "Ne long kadar will -ecek the - flight uçuş take?" sürecek?" she o asked sordu the - attendant görevli with ile a bir nervous gergin smile gülümseme
68.20 "About "Yaklaşık four dört hours, saat, but ama it o might -ebilir feel hissetmek longer daha uzun if eğer you're sen-sin anxious," endişeli," he o replied yanıtladı kindly nazikçe
68.21 Memories Anılar of -den her onun childhood çocukluk flashed parladı through boyunca her onun mind zihin in içinde a bir long uzun stream akış of -nın images görüntüler
68.22 The - farm çiftlik with ile its onun long uzun rows sıralar of -nın olive zeytin trees, ağaçları, her onun grandmother's büyükannesinin hands elleri kneading yoğuran dough hamur
68.23 After Sonra so o kadar long uzun abroad, yurtdışında, would -miydi her onun family ailesi still hala recognize tanımak the - person kişi she o had -mıştı become? olmak?
68.24 The - plane uçak took kalkış yaptı off, -, and ve as - the - long uzun wings kanatlar cut kesti through boyunca clouds, bulutlar, Ayşe Ayşe closed kapattı her onun eyes gözler
68.25 She O had -mıştı worked çalışmış so çok long uzun and ve hard sıkı for için her onun career, kariyeri, sacrificing feda ederek time zaman with ile loved sevilen ones kişiler
68.26 Now, Şimdi, the - long uzun distance mesafe between arasında her onun present şimdiki life hayat and ve her onun roots kökleri seemed görünüyordu both hem physical fiziksel and hem de emotional duygusal
68.27 Her Onun father's babasının letters mektupları had -mıştı grown büyümüş shorter daha kısa over boyunca the - long uzun years, yıllar, his onun disappointment hayal kırıklığı silently sessizce evident belli
68.28 "It's "Bu not değil too çok late," geç," she o whispered fısıldadı to -e herself, kendisi, "no "hiçbir journey yolculuk is değildir too çok long uzun to için find bulmak your senin way yol back geri home." ev."
68.29 The - flight uçuş attendant görevlisi announced duyurdu their onların descent inişi after sonra what ne seemed gibi görünen like - both hem the - longest en uzun and ve shortest en kısa journey yolculuk of -nın her onun life hayat
68.30 As - the - plane uçak landed, indi, Ayşe Ayşe saw gördü her onun father's babasının familiar tanıdık face yüz in içinde the - long uzun line sıra of -nın waiting bekleyen people, insanlar, his onun arms kolları already çoktan open açık
68.16 The long journey home began on a rainy Tuesday morning. Uzun eve dönüş yolculuğu yağmurlu bir Salı sabahı başladı.
68.17 Ayşe had lived in London for such a long time that she had almost forgotten the smell of Istanbul. Ayşe Londra'da o kadar uzun zaman yaşamıştı ki, İstanbul'un kokusunu neredeyse unutmuştu.
68.18 She stared at the long line of passengers waiting to board the plane. Uçağa binmek için bekleyen uzun yolcu sırasına baktı.
68.19 "How long will the flight take?" she asked the attendant with a nervous smile. "Uçuş ne kadar sürecek?" diye görevliye gergin bir gülümsemeyle sordu.
68.20 "About four hours, but it might feel longer if you're anxious," he replied kindly. "Yaklaşık dört saat, ama endişeliyseniz daha uzun hissedebilir," diye nazikçe yanıtladı.
68.21 Memories of her childhood flashed through her mind in a long stream of images. Çocukluğunun anıları zihninde uzun bir görüntü akışı halinde canlandı.
68.22 The farm with its long rows of olive trees, her grandmother's hands kneading dough. Uzun zeytin ağacı sıralarıyla çiftlik, büyükannesinin hamur yoğuran elleri.
68.23 After so long abroad, would her family still recognize the person she had become? Bu kadar uzun süre yurtdışında kaldıktan sonra, ailesi onun dönüştüğü kişiyi hala tanıyacak mıydı?
68.24 The plane took off, and as the long wings cut through clouds, Ayşe closed her eyes. Uçak kalktı ve uzun kanatlar bulutları yararken, Ayşe gözlerini kapattı.
68.25 She had worked so long and hard for her career, sacrificing time with loved ones. Kariyeri için çok uzun ve sıkı çalışmıştı, sevdikleriyle zaman geçirmeyi feda ederek.
68.26 Now, the long distance between her present life and her roots seemed both physical and emotional. Şimdi, şimdiki hayatı ve kökleri arasındaki uzun mesafe hem fiziksel hem de duygusal görünüyordu.
68.27 Her father's letters had grown shorter over the long years, his disappointment silently evident. Babasının mektupları uzun yıllar boyunca kısalmıştı, hayal kırıklığı sessizce belliydi.
68.28 "It's not too late," she whispered to herself, "no journey is too long to find your way back home." "Çok geç değil," diye kendine fısıldadı, "eve geri dönüş yolunu bulmak için hiçbir yolculuk çok uzun değildir."
68.29 The flight attendant announced their descent after what seemed like both the longest and shortest journey of her life. Uçuş görevlisi, hayatının hem en uzun hem de en kısa yolculuğu gibi görünen şeyden sonra inişlerini duyurdu.
68.30 As the plane landed, Ayşe saw her father's familiar face in the long line of waiting people, his arms already open. Uçak inerken, Ayşe babasının tanıdık yüzünü bekleyen insanların uzun sırasında gördü, kolları çoktan açıktı.
68.16 The long journey home began on a rainy Tuesday morning.
68.17 Ayşe had lived in London for such a long time that she had almost forgotten the smell of Istanbul.
68.18 She stared at the long line of passengers waiting to board the plane.
68.19 "How long will the flight take?" she asked the attendant with a nervous smile.
68.20 "About four hours, but it might feel longer if you're anxious," he replied kindly.
68.21 Memories of her childhood flashed through her mind in a long stream of images.
68.22 The farm with its long rows of olive trees, her grandmother's hands kneading dough.
68.23 After so long abroad, would her family still recognize the person she had become?
68.24 The plane took off, and as the long wings cut through clouds, Ayşe closed her eyes.
68.25 She had worked so long and hard for her career, sacrificing time with loved ones.
68.26 Now, the long distance between her present life and her roots seemed both physical and emotional.
68.27 Her father's letters had grown shorter over the long years, his disappointment silently evident.
68.28 "It's not too late," she whispered to herself, "no journey is too long to find your way back home."
68.29 The flight attendant announced their descent after what seemed like both the longest and shortest journey of her life.
68.30 As the plane landed, Ayşe saw her father's familiar face in the long line of waiting people, his arms already open.
-
Kısa hikayede "long" kelimesinin farklı kullanımları: -
Fiziksel uzunluk için: "long wings" (uzun kanatlar), "long rows of olive trees" (zeytin ağaçlarının uzun sıraları) -
Zamansal süre için: "long time" (uzun zaman), "long years" (uzun yıllar) -
Mesafe için: "long journey" (uzun yolculuk), "long distance" (uzun mesafe) -
Karşılaştırmalı form: "longer" (daha uzun), "longest" (en uzun) -
"Long" ile oluşturulan yapılar: -
"How long...?" soru kalıbı (68.19): Süre sorgulaması için kullanılır -
"For a long time" (68.17): "-dir" ekinin İngilizce karşılığı -
"After so long..." (68.23): "Bu kadar uzun süre sonra" anlamında kullanılır -
"So long and hard" (68.25): İki sıfatın yan yana kullanımı -
"Long" içeren deyimsel ifadeler: -
"The long journey home" (68.16): Sadece fiziksel yolculuk değil, duygusal bir yolculuğu da ifade eder -
"Find your way back home" (68.28): Eve dönüş yolunu bulmak (mecazi anlam) -
Anlatım teknikleri: -
Metaforda "long": "a long stream of images" (68.21) - uzun bir görüntü akışı -
Zıtlıkla "long": "both the longest and shortest journey" (68.29) - paradoksal kullanım -
Türkçe-İngilizce arasındaki farklar: -
İngilizce'de "long" genellikle isimden önce gelir: "long journey" -
Türkçe'de ise isimden sonra gelir: "yolculuk uzun" -
İngilizce'de "so long" (68.23, 68.25) kalıbı Türkçe'de "o kadar uzun" olarak karşılanır -
İngilizce'de "after so long abroad" gibi yapılar, Türkçe'de "bu kadar uzun süre yurtdışında kaldıktan sonra" şeklinde daha açık ifade edilir
✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾ ✾ ❦ ✾ ❦ ✾
---